İn tubdû şey-en ev tuḣfûhu fe-inna(A)llâhe kâne bikulli şey-in ‘alîmâ(n)
Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Siz bir şeyi açıklasanız da gizleseniz de şüphe yok ki Allah her şeyi bilmektedir.
Ahzâb Suresi 54. ayet, Allah'ın her şeyi kuşatan ilmini vurgulamaktadır. İnsanların eylemlerini, ister açıkça yapsınlar ister gizlesinler, Allah'ın mutlak bilgisi dahilinde olduğunu ifade eder. Ayet, 'açıklamak', 'gizlemek' ve 'bilmek' fiilleri üzerinden bu ilahi niteliği pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bedâ' fiilinin bir şeyin gizlilikten çıkıp görünür hale gelmesi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'tübdu' fiili, insanların niyetlerini veya eylemlerini dışa vurmalarını, açığa çıkarmalarını ifade eder. Bu, Allah'ın, kullarının açıkça yaptıkları her şeyi bildiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ibdâ'' fiilini 'izhar' (açığa çıkarma) olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, insanların söz veya fiil olarak ortaya koydukları her şeyi kapsar. Allah'ın bu tür eylemlerden haberdar olduğunu mecazi bir dille değil, doğrudan bir bilgiyle ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'b-d-v' kökünün 'ortaya çıkmak, görünmek' anlamlarını taşıdığını ve Kur'an'da genellikle bir şeyin gizlilikten açığa çıkması bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, insanların kasıtlı olarak bir şeyi başkalarına göstermesi veya duyurması eylemini ifade eder ve Allah'ın bu açık eylemleri bildiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hafâ' fiilinin bir şeyin gizli kalması, görünmemesi anlamına geldiğini belirtir. 'İhfâ'' ise bir şeyi gizleme eylemidir. Ayetteki 'tuhfûhu' fiili, insanların niyetlerini, düşüncelerini veya eylemlerini başkalarından saklamalarını, gizli tutmalarını ifade eder. Bu, Allah'ın, kullarının gizli tuttukları her şeyi de bildiğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ihfâ'' fiilini 'setr' (örtme, gizleme) olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, insanların kalplerinde sakladıkları veya kimseye göstermedikleri her türlü düşünce ve eylemi kapsar. Allah'ın bu gizli şeylere de mutlak surette vakıf olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'gizlemek' kavramının Kur'an'da genellikle insanın iç dünyasıyla, niyetleriyle ve Allah'tan saklamaya çalıştığı şeylerle ilişkili olduğunu belirtir. Bu ayette 'tuhfûhu', insanın dışa vurmadığı, kendi içinde tuttuğu her şeyi ifade eder ve Allah'ın bu içsel hallere de tam bir bilgiyle sahip olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şey'' kelimesinin var olan veya var olabilecek her türlü nesne, kavram veya durumu ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'şey'' kelimesi, 'tübdu' ve 'tuhfûhu' fiillerinin nesnesi olarak, insanların açığa vurduğu veya gizlediği her türlü eylem, düşünce, niyet veya olayı kapsayan genel bir anlam taşır. Bu, Allah'ın bilgisinin kapsamının sınırsızlığını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'şey'' kelimesinin 'mevcud' (var olan) veya 'mümkün' (var olması mümkün olan) her şeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, insanların hayatlarında karşılaştıkları, yaptıkları veya düşündükleri somut veya soyut her türlü unsuru kapsar. Allah'ın bu 'her şeyi' bildiği ifadesi, O'nun ilminin mutlak ve kuşatıcı olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ilm' kelimesinin bir şeyin hakikatini idrak etmek anlamına geldiğini belirtir. 'Alîm' ise bu sıfatın mübalağalı şekli olup, her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen demektir. Ayetteki 'Alîmâ' ifadesi, Allah'ın insanların açık veya gizli tüm eylemlerini, niyetlerini ve düşüncelerini eksiksiz bir şekilde bildiğini, O'nun ilminin mutlak ve sınırsız olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'Alîm' isminin Allah'ın sıfatlarından olduğunu ve O'nun geçmişi, şimdiyi ve geleceği, görüneni ve görünmeyeni, açığı ve gizliyi kuşatan sonsuz ilmini ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, 'Alîmâ' kelimesi, insanların 'açıkladıkları' veya 'gizledikleri' her şeyi Allah'ın bildiğini kesin bir dille ifade ederek, O'nun ilminin her şeyi kapsayıcılığını pekiştirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ilm' kavramının Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olduğunu ve O'nun her şeye nüfuz eden, mutlak ve eksiksiz bilgisini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'Alîmâ' kelimesi, Allah'ın insan eylemlerinin hem zahirine hem de batınına vakıf olduğunu, hiçbir şeyin O'nun bilgisinden kaçamayacağını vurgulayarak, ilahi denetimin ve sorumluluğun temelini oluşturur.
Ahzâb Sûresi
Eşyanın hakikatini açığa vursanız, Veya “tuhfûhu” “Hû” yu gizlesenizde yani hakkın hüviyetini kendi birimsel hüviyetiz ile gizleseniz. “Fe-inna” şüphesiz faaliyeti fiil, hakk’ın fiilinde başka bir şey olmadığı için hakkıyla her şeye alimdir, bilir. (Murat Derûni)