Rabbenâ âtihim di'feyni mine-l'ażâbi vel'anhum la'nen kebîrâ(n)
"Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat."
Ey Rabbimiz! Onlara azabın iki katını ver ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle."
Bu ayet, kıyamet gününde sapıtanların, kendilerini saptıran liderlerine karşı Allah'tan iki kat azap ve büyük bir lanet talep etmelerini ifade eder. Ayet, 'azap' ve 'lanet' kavramlarının şiddetini ve büyüklüğünü vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ضعف' kelimesinin bir şeyin misli veya katlanmış hali olduğunu belirtir. Ayetteki 'ضعفين' ifadesi, azabın normalden iki kat daha fazla olmasını, yani şiddetinin katlanarak artırılmasını talep etmeyi ifade eder. Bu, saptıranların suçlarının büyüklüğüne işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ضعف' kelimesinin bir şeyin benzeri veya katı olduğunu, bazen de bir şeyin üzerine eklenen fazlalığı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, talep edilen azabın sadece bir kat değil, iki kat olması, yani cezanın katlanarak ağırlaştırılması anlamını taşır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'عذاب' kelimesinin kökeninin 'azb' (tatlı su) kelimesinden geldiğini ve tatlı sudan mahrum bırakmak anlamında kullanıldığını belirtir. Mecazi olarak, kişiyi rahat ve huzurdan mahrum bırakan, acı veren her türlü cezayı ifade eder. Ayette, saptıranlara verilecek olan ilahi cezayı ve bu cezanın şiddetini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'عذاب' kelimesinin bir şeyi yapmaktan alıkoyan veya engelleyen şey olduğunu, aynı zamanda acı veren her türlü cezayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın saptıranlara uygulayacağı, onları rahat ve huzurdan mahrum bırakacak olan şiddetli cezayı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'azab' kavramının genellikle Allah'ın gazabının bir tezahürü olarak, günahkarlara verilen ilahi cezayı ifade ettiğini belirtir. Bu ceza hem dünyevi hem de uhrevi olabilir ve genellikle fiziksel veya ruhsal acı ile ilişkilidir. Ayette, saptıranlara yönelik talep edilen cezanın şiddetli ve katlanmış olmasını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'لعن' kelimesinin Allah'tan uzaklaştırma ve rahmetinden mahrum bırakma anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'والعنهم' ifadesi, saptıranların Allah'ın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmasını ve ilahi gazaba uğramalarını talep etmeyi ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'لعن' kelimesinin asıl anlamının uzaklaştırmak olduğunu, Allah'tan lanetlemenin ise rahmetinden uzaklaştırmak, insanlardan lanetlemenin ise beddua etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayette, Allah'tan saptıranları rahmetinden uzaklaştırması ve onlara büyük bir beddua etmesi istenmektedir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'lanet' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın gazabını ve rahmetinden uzaklaştırmayı ifade ettiğini belirtir. Bu, sadece bir beddua değil, aynı zamanda ilahi bir hüküm ve cezadır. Ayetteki 'والعنهم' ifadesi, saptıranların ilahi rahmetten tamamen mahrum bırakılmasını ve ebedi bir uzaklaşmayı talep etmeyi vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'لعن' kelimesinin Allah'ın rahmetinden uzaklaştırma ve kovma anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'لعناً كبيراً' ifadesi, bu uzaklaştırmanın ve lanetlemenin sıradan değil, çok büyük ve kapsamlı olmasını talep etmeyi ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'لعن' masdarının, fiilin anlamını pekiştirdiğini ve burada 'büyük bir lanet' ifadesiyle, istenen lanetlemenin şiddetini ve kapsamını artırdığını belirtir. Bu, saptıranlara yönelik duyulan öfkenin ve onlara verilen cezanın büyüklüğünün bir göstergesidir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'كبر' kökünün büyüklük, yücelik ve azamet ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'كبيراً' kelimesi, talep edilen lanetin sıradan değil, çok büyük, kapsamlı ve şiddetli olmasını ifade eder. Bu, saptıranların hak ettiği cezanın büyüklüğünü vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'كبر' kelimesinin hem maddi hem de manevi büyüklüğü ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'لعناً كبيراً' ifadesiyle, istenen lanetin sadece bir beddua olmaktan öte, ilahi rahmetten tamamen uzaklaştıran ve sonuçları çok ağır olan büyük bir lanet olduğunu vurgular.
Ahzâb Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet rububiyet mertebesi âyetlerindendir.
Hakk’ı örtüp gizleyenler, yine kendi rablerine iltica edip, uydukları önderleri hakkında iki kat azap ve merhamet edilmemesini istemektedirler.