İçeriğe atla
Sebe' 30Cüz 22 · Sayfa 431

Sebe' Sûresi 30. Âyet

سبإ

Sohbete sor

Kul lekum mî'âdu yevmin lâ teste/ḣirûne ‘anhu sâ'aten velâ testakdimûn(e)

De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."

Sebe' Sûresi

“Sizin için belirlenen gün” ile kıyamet günü ve saati belirtilmekte olup bunun için bilgili ve hazırlıklı olmamız istenmektedir. Kıyâmetiher şeyin iç yüzünün hakikatinin açığa çıktığı an” anlamında düşünebiliriz.

Kıyâmet, Efendimiz Aleyhisselâm’ın  “ölmeden önce ölünüz” diye buyurduğu, dünyada yaşarken irâdi olarak gerçekleşebileceği gibi, Fiziki manada ise, ölümün tadılmasının oluşturacağı farkındalığa küçük  kıyâmet; mahşer sürecinin oluşturacağı farkındalığa da büyük kıyâmet denmiştir.

Bir sâlik açısından değerlerdirdiğimiz de kendi nefsi varlığının sona erip hakkâni varlığının başladığı süreç kendisi için kıyametinin koptuğu dönemdir.

Âdem (a.s.)’ın yeryüzünde görülmesi kıyametin ilk alâmetidir. Efendimiz Aleyhisselâm’ın risâletinin başlangıcıyla beraber bu neslin insanları için de kıyâmet süreci başlamıştır. Kıyamet kelimesinden maksat büyük kıyametin zuhurudur. Yani Mehdi’nin varlığıyla zâti vahdetin gerçekleşmesi kastedilmiştir. Efendimiz sav. hâdi isminin mazharı mehdî olarak bu süre şu anda yaşanarak kıyamete doğru gidilmektedir.

Zamana bağlı olaylarla kıyametin kopması mukayese edildiğinde “bir göz açıp kapama”16/77 gibi en kısa zaman dilimi olarak tabir edilen anlık bir meseledir. “ Daha az bir zamandan ibarettir”16/77 ayeti ile benzetme esas alınmıştır. Yoksa kıyamet meselesi zamana bağlı bir olay değildir. Zamana bağlı olmayan bir şeyi de kimse zaman içinde idrak edemez, ancak tefekküri olarak irfani yönden bilmek mümkün olabilecektir. Sâlik, seyrinde kıyamet sürecine dair bilgilere ancak, enfüsünden gelen Hz Rasulullah’a ve Hadi esmasının zuhuru Mehdisine ulaştıktan sonra ulaşabilecektir. ÇHU

Not: Terzi Babam kıyamet hakkında şu tanımı yapmaktadır. Kıyamet sıfat saltanatının sönüşü zât’ın açığa çıkışıdır.


~~34.31~
وَقَالَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لَنْ نُؤْمِنَ بِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَلَا بِالَّذٖى بَيْنَ يَدَيْهِ وَلَوْ تَرٰى اِذِ الظَّالِمُونَ مَوْقُوفُونَ عِنْدَ رَبِّهِمْ يَرْجِعُ بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ الْقَوْلَ يَقُولُ الَّذٖينَ اسْتُضْعِفُوا لِلَّذٖينَ اسْتَكْبَرُوا لَوْلَا اَنْتُمْ لَكُنَّا مُؤْمِنٖينَ

34/31 Ve Kâlellezîne keferû len nué'mine bihâzel gur'âni ve lâ billezî beyne yedeyh, ve lev terâ iziz zâlimûne mevgûfûne ınde rabbihim, yerciu bağduhum ilâ bağdınil gavl, yegûlullezînestud'ıfû lillezînestek-berû lev lâ entum lekunnâ mué'minîn Diyanet Meali: -

34/31 İnkâr edenler, "Biz bu Kur'an'a da ondan önceki kitaplara da asla inanmayız" dediler. Zalimler, Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman hâllerini bir görsen! Birbirlerine laf çevirip dururlar. Zayıf ve güçsüz görülenler, büyüklük taslayanlara, "Siz olmasaydınız, biz mutlaka iman eden kimseler olurduk" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır:

34/31 Bununla beraber o küfredenler: «biz ne bu Kur'ana inanırız, ne de önündekine» dediler, fakat görsen o zalimler yakalanıp rablarının huzuruna durduruldukları zaman ba'zısı ba'zısına söz atarken, ki taraftan zebun edilenler, o büyüklük taslıyanlara şöyle diyorlardır: siz olmasa idiniz her halde biz mü'min olurduk


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)