Kul inne rabbî yebsutu-rrizka limen yeşâu veyakdiru velâkinne ekśera-nnâsi lâ ya'lemûn(e)
Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."
De ki: "Rabbim rızkı dilediğine genişletir, dilediğine sıkar. Fakat insanların çoğu bilmezler."
Bu ayet, Allah'ın rızık üzerindeki mutlak kudretini ve takdirini vurgularken, insanların bu ilahi düzendeki bilgi eksikliğine dikkat çekmektedir. Anahtar kavramlar, rızkın genişletilmesi, daraltılması ve insanların bu hakikati idrak edememesi üzerine odaklanmıştır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Basṭ (بسط) kelimesi, bir şeyi yaymak, genişletmek, açmak anlamına gelir. Ayetteki 'yebsuṭu' ifadesi, Allah'ın rızkı kullarından dilediği kimseler için genişletmesi, bol ve bereketli kılması anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın kudretinin ve cömertliğinin bir tecellisidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Yebsuṭu (يبسط) fiili, mecazi olarak rızkı artırmak, çoğaltmak demektir. Allah'ın rızkı genişletmesi, onu kullarına bolca vermesi, onların geçimlerini kolaylaştırması şeklinde anlaşılmalıdır. Bu, ilahi takdirin bir yönüdür.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Basṭ (بسط) kavramı, Kur'an'da genellikle Allah'ın cömertliği ve kudretiyle ilişkilendirilir. Rızkın 'genişletilmesi', sadece maddi bolluğu değil, aynı zamanda yaşamın kolaylaştırılması ve bereketlendirilmesi anlamını da taşır. Bu, Allah'ın insanlara karşı lütfunun bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rızk (رزق), devamlı olarak verilen şeydir. Hem dünyevi hem de uhrevi nimetleri kapsar. Ayetteki 'er-rizk' ifadesi, Allah'ın kullarına bahşettiği maddi ve manevi tüm lütufları, geçim kaynaklarını ve yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan her şeyi ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Rızk (رزق), Allah'ın kullarına verdiği yiyecek, içecek ve diğer faydalı şeylerin genel adıdır. Bu ayette, rızkın genişletilmesi veya daraltılması, Allah'ın iradesine bağlı bir takdir olarak sunulur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Rızk (رزق) kavramı, Kur'an'da geniş bir anlama sahiptir; sadece maddi gıdaları değil, aynı zamanda ilim, hidayet, sağlık gibi manevi nimetleri de içerir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın dilediğine bolca verdiği veya ölçülü kıldığı her türlü nimeti ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kadr (قدر) kelimesi, bir şeyi ölçmek, takdir etmek, bir miktara göre belirlemek anlamına gelir. Ayetteki 'yakdiru' ifadesi, Allah'ın rızkı dilediği kimseler için ölçülü, belirli bir miktarda vermesi, yani daraltması anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın hikmetinin ve adaletinin bir göstergesidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Yakdiru (يقدر) fiili, rızkı daraltmak, kısmak demektir. Allah'ın rızkı daraltması, onu kullarına belirli bir ölçüde vermesi, onların geçimlerini daha kısıtlı kılması şeklinde anlaşılmalıdır. Bu, ilahi takdirin bir başka yönüdür.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kadr (قدر) kavramı, bir şeyin miktarını, ölçüsünü ve sınırını belirlemeyi ifade eder. Ayetteki 'yakdiru', Allah'ın rızkı dilediği kimselere belirli bir ölçüde, yani kısıtlı olarak vermesi anlamındadır. Bu, Allah'ın her şeyi bir hikmetle ve ölçüyle yarattığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlm (علم), bir şeyi olduğu gibi idrak etmek, hakikatini kavramaktır. Ayetteki 'lâ ya'lemûn' ifadesi, insanların çoğunun Allah'ın rızkı genişletme ve daraltma hikmetini, bu eylemlerin ardındaki ilahi takdiri ve imtihanı tam olarak kavrayamadıklarını belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İlm (علم) kavramı, Kur'an'da sadece bilgi edinmeyi değil, aynı zamanda derin bir anlayış ve idrak etmeyi de ifade eder. 'Lâ ya'lemûn' ifadesi, insanların Allah'ın rızık dağıtımındaki adaletini ve hikmetini tam olarak anlayamadıklarını, bu konuda yüzeysel bir bakış açısına sahip olduklarını gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İlm (علم), bir şeyin hakikatini bilmek ve onu doğru bir şekilde değerlendirmektir. Ayetteki 'lâ ya'lemûn', insanların rızkın sadece maddi bir değerden ibaret olmadığını, aynı zamanda ilahi bir imtihan ve takdirin sonucu olduğunu idrak edememelerini vurgular. Bu durum, onların dünya görüşlerinin sınırlılığını ortaya koyar.
Sebe' Sûresi
Ey Muhammed de ki! Rızıkların anahtarları mülk ve melekûtun hazineleri onun elindedir. Kullarından dilediğinin rızkını zenginlik ve fakirlikteki maslahatları uyarınca artırır, dilediğini kısar. Yani haklarında hayırlı ve iyi olanı bahşeder. Rızkın bol verilmesi veya kısılması itaat ve itaatsizlik, ceza veya mükafat gibi bir durumla kıyas edilemez. Rızkın daraltılması kişiye değer verilmediği anlamına gelmediği gibi, genişletilmeside kendisine değer verildiği anlamına gelmez.
“İnsanların çoğu bilmezler” Gaflet içerisinde olanlar rızkın bol verilmesinin ve kısalmasının hikmetini bilmezler. Zannederler ki, rızkın bol verilmesinin sebebi şeref ve üstünlük, kısalmasının sebebi de zillet ve azab’tır. ÇHU
~~34.37~
وَمَا اَمْوَالُكُمْ وَلَا اَوْلَادُكُمْ بِالَّتٖى تُقَرِّبُكُمْ عِنْدَنَا زُلْفٰى اِلَّا مَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاُولٰئِكَ لَهُمْ جَزَاءُ الضِّعْفِ بِمَا عَمِلُوا وَهُمْ فِى الْغُرُفَاتِ اٰمِنُونَ
34.37 - Ve mâ emvâlukum ve lâ evlâdukum billetî tugarribukum ındenâ zulfâ illâ men âmene ve amile sâlihâ, feulâike lehum cezâud dığfi bimâ amilû ve hum fil ğurufâti âminûn Diyanet Meali:
34/37 Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır:
34/37 Halbuki ne mallarınız ne de evlâdlarınız değildir sizi huzurumuza yaklaştıracak olan, ancak iyman edip salâh ile iş gören, işte onların amellerine karşı kendilerine kat kat mükâfat vardır. Ve onlar Cennet şehnişinlerinde emniyyet içindedirler