İçeriğe atla
Sebe' 37Cüz 22 · Sayfa 432

Sebe' Sûresi 37. Âyet

سبإ

Sohbete sor

Vemâ emvâlukum velâ evlâdukum billetî tukarribukum ‘indenâ zulfâ illâ men âmene ve'amile sâlihan feulâ-ike lehum cezâu-ddi'fi bimâ ‘amilû vehum fî-lġurufâti âminûn(e)

Ne mallarınız ne de çocuklarınız, sizi bizim katımıza daha çok yaklaştıran şeylerdir! Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükafat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.

Sebe' Sûresi

Yakiyn ( kurb) ehli olmanın yolu çoklukta yani kesrette değil vahdet’tedir. Mallar ve evlatlar nimeti ilahiyye’dir. Bu nimetler yerli yerinde Hak’ka ait olarak, onun için ve onun rızası doğrultusunda kullanılmadığı zaman sahiplerine azap vermektedir. Çeşitli sebeplerle kişinin elinden gittiğinde ise büyük bir elem ve ızdırap vermektedir.

Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan vesilesidir. Çünkü siz onlarla megul olurken Allah’dan uzaklaşırsınız. Ya da Allah’ı sever gibi onlarıda sevmeniz şirk’tir. Size verilen bu nimetler sizin nefislerinize güzel gelerek sizi celbetmesin yolunuza engel olmasın.

Normal bir insanın elbette ki malları ve evlatları mutlaka vardır ve kendisinin bunların bir parçası olması hasebiyle de onlara büyük bir bağlılığı vardır. Ancak burada kavranılması gereken ve hatta zorunlu olan husus şudur, fiilen onları terk etmek değil kalbinden çıkarmaktır. Bu fiziki akrabalık ve maddi bağımlılık size Allah ve rasülünden daha sevimli gelmesin gönlünüze putlar olarak yerleşmesin. Bu husus Ana-baba’yı çocukları malı mülkü terk etmek ve onlarla ilgilenmemek değildir. Aksine bu idrake gelen kişi mal ve evlat ismi altında var olan hak’kın varlığını keşfedip onlara gerekli olan hizmeti göstermesidir. Çünkü hizmet edip saygı gösterdiği varlık hakk’tır. Beşeri değer yargılarından arınıp Allah’ın indinde bütün isimler ne anlam taşıyorsa o nazarla bakıp seyretmek gerekiyor.

Ancak iman edip salih amel işleyenler başka.” Yâkîn ehli olmanın şartları sıralanıyor. Tahkiki olarak iman hakikatini idrak ettikten sonra salih amel işlemek. Yani yaptığımız ameller bir program üzerine olmalıdır. Bu programın kurgusu ve manası hak’tan, fiil ve tatbikatı kuldan olmalıdır ki, bu ameller salih amel olabilsin. İşte bunlar yani iman edip salih amel işleyenler yakîn ehli olanlardır.

“İşte onlar için işlediklerine karşılık kat kat mükâfat vardır. Onlar cennet köşklerinde güven içindedirler.” İman edip ardından salih amel işleyenlere kat kat mükafatlar verileceği beyan olunuyor. En büyük mükafat ve en büyük sofra ise vahdet sofrasıdır, vahdet rızkıdır, dünyada vahdet ilminin bilgisini alıp burada bu rızıkları yiyen kimse cennette de o rızıkları yiyecek yani vahdet âlemini cennette de yaşayacak, böylece hem dünyada hem ahrette kat kat mükafatlandırılmış olacaktır.

Dünyadaki mertebemiz ne ise ahiretteki mertebemizde aynen öyle olacaktır, onun için cennetin sekiz mertebesi olduğu bildirilmekte, bunların sekizincisi Zât cenneti yani kâmil insânların cenneti gerçek kulların cennetidir. Fecr suresinde “Fedhulî fî ibâdî Vedhulî cennetî” yani “Ey mutmainne, râdiyye, mardiyye nefse ulaşmış kimse Benim kullarımın arasına ve benim cennetime gir” hitabı ile kendi özel cennetine davet vardır. Diğer yedi cennetin dışında bu sekizinci cennet, madde cenneti değil, Zat cennetidir, burası Benim cennetim diyor Cenâb-ı Hakk yani beşere ait olan cennet ve cehennemde yaşayamayan insânların hali de Cenâb-ı Hakk’ın bildirdiği gibi Zâti cennettir, onları kendi maiyetinde kendi çevresinde yaşatacak. Esasen onlar ne cennet ehlidir ne de cehennem ehlidirler, vahde ve hakk ehidirler. ÇHU


~~34.38~
وَالَّذٖينَ يَسْعَوْنَ فٖى اٰيَاتِنَا مُعَاجِزٖينَ اُولٰئِكَ فِى الْعَذَابِ مُحْضَرُونَ

34.38 - Vellezîne yes'avne fî âyâtinâ muâcizîne ulâike fil azâbi muhdarûn.

Diyanet Meali:

34/38 Âyetlerimizi geçersiz kılmak için yarışanlar var ya, işte onlar azap için hazır bulundurulacaklar.

Elmalılı Hamdi Yazır:

34/38 Âyetlerimizi hukümsüz bırakmak için yarış ederek çalışanlar ise hakkın huzuruna onlar azâb içinde ihzar edileceklerdir


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)