İçeriğe atla
Sebe' 45Cüz 22 · Sayfa 433

Sebe' Sûresi 45. Âyet

سبإ

Sohbete sor

Vekeżżebe-lleżîne min kablihim vemâ belaġû mi'şâra mâ âteynâhum fekeżżebû rusulî(s) fekeyfe kâne nekîr(i)

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Halbuki bunlar onlara verdiğimiz şeylerin onda birine bile ulaşamamışlardır. Elçilerimi yalanladılar. Peki, beni inkar etmenin sonucu nasıl oldu!

Sebe' Sûresi

“Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Elçilerimi yalanladılar.” Kur’an ve peygamberler hatta kâmiller, kendinden öncekini doğrulayandır Levh-i Mahfuzu doğrulayandır. Kendisinin kaynağını oluşturan ana kitabı (ümmül kitab) açıklayandır. Uydurulmuş bir şey ancak yalanlanır. Onlar ilimni kavrayamadıklarını yalanladılar ilimleri bunu kavramakta yetersiz olduğu için yalanladılar. Çünkü Kur’an’ın, peygamberin ve kâmillerin tevili henüz onlara gelmemiştir. Oysa Kur’an’ı Natık’ın hakikatleri açığa çıktığı zaman hiç kimse onu inkar edemez. Yalanlayanların durumu, perdelerinin kalınlığından dolayı tıpkı akledemeyen, işitemeyen, işaretlerden anlamayan sağır kimselerin durumu gibidir. Böyle bir kimseye anlatmak mümkün müdür?

“Peki, beni inkâr etmenin sonucu nasıl oldu!” Şüphesiz Allah insanlara hiçbir şekilde zulmetmez. Yüce Allah zulmü kendisinden olumsuzluyor. Allah’ın huzuruna varmayı yalanlayanlar elbette zarara uğramışlardır. Zira onlar sıratı müstakıym ve sıratullah yolunda gitmemişlerdi kaderi muallaklarını kullanmadıkları için istidatlarının nuru iptal olmuştur. Bu yüzden Allah’a yönelmedikleri gibi tanışmaya da yol bulamamışlardır. Çünkü bu esnada kimseyi tanımamanın neden olduğu korkunç bir yalnızlık içindedirler. Dergahtan kovulmuş gazaba uğramış olarak yüz üstü kalmışlar kaynaşacakları ünsiyet kuracakları kimse bulamazlar. ÇHU


~~34.46~
قُلْ اِنَّمَا اَعِظُكُمْ بِوَاحِدَةٍ اَنْ تَقُومُوا لِلّٰهِ مَثْنٰى وَفُرَادٰى ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا مَا بِصَاحِبِكُمْ مِنْ جِنَّةٍ اِنْ هُوَ اِلَّا نَذٖيرٌ لَكُمْ بَيْنَ يَدَیْ عَذَابٍ
شَدٖيدٍ

34/46 - Kul innemâ eızukum bivâhıdeh, en tegûmû lillâhi mesnâ ve furâdâ summe tetefekkerû, mâ bisâhıbikum min cinneh, in huve illâ nezîrul lekum beyne yedey azâbin şedîd.

Diyanet Meali:

34/46 (Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır." Elmalılı Hamdi Yazır:

34/46 De ki: size sâde bir tek nasıhat edeceğim şöyle ki: Allah için ikişer üçer ve teker teker kalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz, arkadaşınızda cinnetten eser yoktur, o yalnız şiddetli bir azâbın önünde sizi sakındıracak bir Peygamberdir


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)