İçeriğe atla
Sebe' 46Cüz 22 · Sayfa 433

Sebe' Sûresi 46. Âyet

سبإ

Sohbete sor

Kul innemâ e'izukum bivâhide(tin)(s) en tekûmû li(A)llâhi meśnâ vefurâdâ śümme tetefekkerû(c) mâ bisâhibikum min cinne(tin)(c) in huve illâ neżîrun lekum beyne yedey ‘ażâbin şedîd(in)

(Ey Muhammed!) De ki: "Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır."

Sebe' Sûresi

Uluhiyyet mertebesi risalet mertebesini konuştuşturmakta ve Ey Muhammed sav onlara de ki! Size sadece bir öğüt/nasihat veriyorum. “Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri irsal ediyorum. Allah tarafından gelen vahyile sizin bilemeyeceklerinizi biliyorum.” Size nasihat ediyorum”  demek, size olgunluk ve kemâl yolunu gösteriyorum, iyiliğinizi ve hayrınızı arzu ediyorum, samimiyetle kurtuluşunuzu istiyorum demektir. Mev’iza kelimesi, “Nasihat, öğüt, vaaz” anlamına gelir.

Risalet mertebesi uluhiyyet ile abdiyyet mertebelerini buluşturma ve birleştirme görevini ifa eder. Bu yüzden Hz Rasulullah ve onun kâmilleri Muhammed-ül emin’lik vasıfları ile insanlık için en büyük öğüt ve nasihat verenlerdir. Kâmil bir insan’ın elinden bir kişiye ulaşabilecek en büyük öğüt/nasihat, kendini ve rabbini bildirmesi ve tanıtmasıdır. Bazı ayeti kerimelerde bu husus şöyle belirtilmektedir.

8/68 “Ubelligukum rÎsâlâti rabbî ve ene lekum nâsıhun emîn.” Âraf/68 "Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm."

8/62 “Ubelligukum rÎsâlâti rabbî ve ensahu lekum ve a’lemu minallahi mâ lâ ta’lemûn.” Âraf/62 "Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."

“Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum” Allah için demek kişnin kendisindeki uluhiyyet mertebesi hakkı ve ona zuhur mahalli olmak için, ister ikilik tenzih anlayışı üzere ister vahdet birlik anlayışı üzere olduğunuzda şuur idrak ve tefekkürünüzle kıyam ederek yeniden eski anlayış ve dininizden uzak kalarak akledip düşünmenizi nasihat ediyorum. Hz Rasulullah’ın o dönemde Mekke ve Medine halkına yaptığı bu öğüt ve nasihatlar halen günümüzde de onun kamilleri tarafından öğüt olarak verilmeye devam edilmektedir.

“Arkadaşınız Muhammed'de cinnetten eser yoktur” Hadî isminin mazharı olduğu için Mudil isminden bir zuhur onda olmaz çünkü o hidayet için gönderilmiştir. Tüm esma-i ilahiyye kendisinde mevcuttur mudil dahi vardır ancak o bunu gerektiğinde karşı tarafı dalalete uğratmak için kullanır.

“O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır." O Beşir ( müjdeci) olduğu gibi aynı zamanda şefkatli bir uyarıcı ve ikaz edicidir. ÇHU


~~34.47~
قُلْ مَا سَاَلْتُكُمْ مِنْ اَجْرٍ فَهُوَ لَكُمْ اِنْ اَجْرِىَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَیْءٍ شَهٖيدٌ

34.47 - Kul mâ seeltukum min ecrin fehuve lekum, in ecriye illâ alallâh, ve huve alâ kulli şey'in şehîd.

Diyanet Meali:

34/47 De ki: "Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir." Elmalılı Hamdi Yazır:

34/47 De ki: ben sizden ücrete dâir bir şey istersem o sırf sizin kendiniz içindir, benim ecrim ancak Allaha aiddir ve Allah her şey'e şâhiddir


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)