Vemâ enzelnâ ‘alâ kavmihi min ba'dihi min cundin mine-ssemâ-i vemâ kunnâ munzilîn(e)
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.
Yâsîn Suresi'nin 28. ayeti, önceki ayetlerde bahsedilen elçinin kavminin helak ediliş biçimini anlatmaktadır. Ayet, ilahi müdahalenin mahiyetini ve bu helakın olağanüstü bir orduya ihtiyaç duymadan gerçekleştiğini vurgular. Anahtar kavramlar, ilahi kudretin tecellisini ve helakın basitliğini dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nüzûl (نزول), yüksek bir yerden aşağıya inmek demektir. Allah Teâlâ'nın bir şeyi indirmesi (inzâl), ya bir şeyi yaratması (halk) gibidir, ya da bir şeyi bir yerden başka bir yere nakletmesidir. Bu ayetteki 'enzelnâ' ifadesi, Allah'ın kudretiyle bir şeyi var etme veya gönderme anlamında kullanılmıştır, ancak burada böyle bir gönderimin gerçekleşmediği vurgulanır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İnzâl (إنزال), bir şeyi yukarıdan aşağıya sevk etmek demektir. Ayetteki 'mâ enzelnâ' (indirmedik) ifadesi, Allah'ın kavmin üzerine helak için özel bir ordu göndermediğini, yani alışılagelmiş bir savaş veya felaketle değil, daha farklı bir yolla helak ettiğini mecazi olarak anlatır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İnzâl kavramı Kur'an'da genellikle vahyin indirilmesi bağlamında kullanılırken, burada ilahi bir müdahalenin, yani bir ordunun gönderilmesi eylemi için kullanılmıştır. 'Münzilîn' (indirenler) kelimesiyle birlikte, Allah'ın bu tür bir eylemi yapmaya muktedir olduğunu ancak bu özel durumda tercih etmediğini gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavm (قوم), bir araya gelmiş, bir iş üzerinde duran veya bir liderin etrafında toplanmış insan topluluğudur. Ayette geçen 'kavmihî' (onun kavmi), elçinin tebliğde bulunduğu ve helak edilen topluluğu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Kavm, bir topluluktur. Genellikle erkekler için kullanılır, ancak burada genel bir topluluğu ifade eder. Ayetteki bağlamda, elçinin uyarılarına kulak asmayan ve sonunda helak edilen inkarcı topluluğu kasteder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cünd (جند), askerler ve yardımcılar demektir. Ayetteki 'min cündin' (bir ordu), Allah'ın helak için gönderebileceği askeri bir gücü veya ilahi bir müdahale ordusunu ifade eder. Burada böyle bir orduya ihtiyaç duyulmadığı belirtilerek, helakın basitliği vurgulanır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Cünd, bir araya gelmiş topluluktur. Allah'ın cündü (ordusu) ise, melekler veya diğer ilahi güçlerdir. Ayetteki 'min cündin mine's-semâi' (gökten bir ordu), Allah'ın kudretinin bir tezahürü olarak gönderilebilecek, ancak bu durumda gönderilmeyen bir gücü anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Cünd kelimesi Kur'an'da hem insanlardan oluşan ordular hem de Allah'ın görünmez güçleri (melekler, doğal afetler) için kullanılır. Bu ayette, Allah'ın helak için özel bir askeri güce ihtiyaç duymadığı, daha basit bir yolla da bunu gerçekleştirebileceği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Münzil (منزل), inzâl fiilini gerçekleştiren faildir. Ayetteki 'mâ künnâ münzilîn' (indirenler değildik), Allah'ın bu tür bir orduyu indirme kudretine sahip olduğunu ancak bu özel durumda bunu yapmayı tercih etmediğini, yani helakın daha basit bir yolla gerçekleştiğini belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Münzil, bir şeyi yüksekten alçağa indiren demektir. Ayetteki kullanım, Allah'ın kudretinin sınırsızlığını ve dilediği takdirde her türlü gücü indirebileceğini, ancak bu kavmin helakı için buna gerek duymadığını vurgular.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
إِنْ كَانَتْ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً فَإِذَا هُمْ خَامِدُونَ
(İn kânet illâ sayhaten vâhıdetenfe izâ hum hâmidûn. )