Bimâ ġafera lî rabbî vece'alenî mine-lmukramîn(e)
(26-27) (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.
"Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."
Yâsîn Suresi'nin 27. ayeti, şehit edilen müminin cennete girişi sonrası dile getirdiği temenniyi aktarır. Ayet, 'bağışlama' ve 'ikram' gibi temel kavramlar üzerinden Allah'ın lütfunu ve müminin bu lütfa mazhar oluşunu vurgular. Dilbilimsel olarak bu kavramlar, ilahi rahmetin ve değer atfetmenin derin anlamlarını taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğafere kelimesi, 'örtmek' anlamına gelen 'ğafr' kökünden türemiştir. Allah'ın günahları bağışlaması, o günahların izlerini silmesi ve kulunu azaptan koruması demektir. Ayetteki kullanımı, müminin Rabb'inin kendisini bağışlayarak cennete kabul etmesini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Ğafere fiili, Allah'ın kulunun günahlarını affetmesi ve onu cezalandırmamasıdır. Bu ayette, şehit edilen müminin, Allah'ın kendisine olan bu lütfunu, yani günahlarını bağışlamasını ve cennete girmesini dile getirmesi söz konusudur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Ğafere kavramı, Kur'an'da Allah'ın en temel sıfatlarından biri olan 'bağışlayıcılık' ile yakından ilişkilidir. Bu ayette, Allah'ın mümin kuluna karşı gösterdiği merhamet ve günahlarını affederek ona cenneti nasip etmesi anlamında kullanılmıştır, bu da ilahi lütfun bir tezahürüdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, 'terbiye etmek, yetiştirmek, sahip olmak, yönetmek' anlamlarına gelir. Allah için kullanıldığında, O'nun yaratıcı, rızık verici, terbiye edici ve her şeyin sahibi olduğu manasını taşır. Ayetteki 'Rabbî' ifadesi, müminin Allah ile olan kişisel ve özel bağını, O'nun kendisi üzerindeki mutlak otoritesini ve lütfunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Rabb, 'sahip ve malik' demektir. Kur'an'da Allah için kullanıldığında, O'nun tüm varlıklar üzerindeki egemenliğini ve tasarrufunu ifade eder. Bu ayette, müminin kendisini bağışlayan ve ikrama mazhar kılanın bizzat kendi Rabbi olduğunu belirtmesi, Allah'ın ona olan özel ilgisini ve lütfunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rabb kavramı, Kur'an'da Allah'ın yaratıcı ve koruyucu rolünü vurgulayan merkezi bir terimdir. 'Rabbî' ifadesi, kulun Allah'a olan aidiyetini ve O'nun himayesi altında olduğunu gösterir. Ayette, müminin Allah'ın bağışlayıcılığını ve ikramını kendi Rabbi'nden aldığını belirtmesi, bu ilişkinin derinliğini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ceale fiili, 'bir şeyi bir hale dönüştürmek, kılmak, tayin etmek' gibi anlamlara gelir. Bu ayette, Allah'ın mümini 'mükremîn' (ikrama mazhar olanlar) zümresine dahil etmesi, yani onu bu mertebeye yükseltmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, Allah'ın iradesiyle gerçekleşen bir statü değişikliğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ceale, 'bir şeyi başka bir şeye çevirmek, bir şeyi bir şey yapmak' demektir. Ayetteki 'cealenî', Allah'ın mümini ikram edilenlerden kılması, yani ona özel bir değer ve şeref atfetmesi anlamındadır. Bu, ilahi bir takdir ve lütuf sonucudur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kerem kelimesi, 'şeref, cömertlik, yücelik' anlamlarına gelir. 'Mükrem' ise, 'ikram edilmiş, şereflendirilmiş' demektir. Ayetteki 'el-mükremîn', Allah tarafından özel bir değer ve lütuf bahşedilmiş, cennette yüksek mertebelere ulaşmış kimseleri ifade eder. Müminin bu zümreye dahil edilmesi, Allah'ın ona olan büyük ihsanını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kerem, 'nefis bir şeyin şerefli olması'dır. 'Mükrem', Allah tarafından şereflendirilen, yüceltilen ve kendisine ikramda bulunulan kimsedir. Bu ayette, şehit müminin cennette Allah'ın özel lütfuna ve ikramına mazhar olanlardan kılındığını belirtmesi, onun ahiretteki yüksek makamını ve Allah katındaki değerini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Mükrem, 'ikram olunan, şereflendirilen' demektir. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın mümin kuluna cennette bahşettiği üstün mertebeyi ve ona gösterdiği özel iltifatı ifade eder. Bu, sadece bağışlanmakla kalmayıp, aynı zamanda Allah katında yüceltilmek anlamına gelir.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
وَمَا أَنْزَلْنَا عَلَى قَوْمِهِ مِنْ بَعْدِهِ مِنْ جُنْدِ مِنَ
السَّمَاءِ وَمَا كُنَّا مُنْزِلِينَ
(28 Ve mâ enzelnâ alâ kavmihî min ba’dihî min cundin mines semâi ve mâ kunnâ munzilîn. )