İn kânet illâ sayhaten vâhideten fe-iżâ hum ḣâmidûn(e)
Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.
Yâsîn Suresi'nin 29. ayeti, helak olan kavimlerin akıbetini tasvir ederken, ilahi müdahalenin ani ve kesinliğini vurgulamaktadır. Ayet, tek bir sesin yıkıcı gücünü ve bu gücün karşısında insanların çaresizliğini dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sayha' kelimesini 'yüksek sesle bağırmak' olarak tanımlar ve Kur'an'da genellikle helak edici bir ses, bir azap çığlığı olarak geldiğini belirtir. Bu ayetteki 'sayha', kavmin helakine sebep olan ilahi bir emri ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sayha'nın burada mecazi olarak 'azap' anlamına geldiğini ifade eder. Tek bir çığlık, Allah'ın azabının ne kadar ani ve etkili olduğunu gösteren bir benzetmedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sayha' kavramının Kur'an'da genellikle ilahi bir müdahale ile gelen ani ve yıkıcı bir sonu ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'sayha', önceki kavimlerin helakinde görülen ani ve kaçınılmaz ilahi cezayı temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vâhid' kelimesini 'tek, eşi benzeri olmayan' olarak açıklar. Bu ayette 'sayha' kelimesini niteleyerek, o çığlığın tek bir defa vuku bulmasının helak için yeterli olduğunu, başka bir şeye ihtiyaç duyulmadığını ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'vâhid'in bir şeyin tekliğini ve benzersizliğini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'vâhide', ilahi azabın tek bir vuruşla tüm kavmi yok etme gücünü vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hamidûn' kelimesini 'ateşin sönmesi gibi ölmüşler, hareketsiz kalmışlar' olarak açıklar. Bu ayette, tek bir çığlık sonrası kavmin tamamen yok oluşunu, sanki bir ateşin sönmesi gibi aniden ve tamamen durmasını ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'humûd' kelimesinin 'ateşin sönmesi' anlamına geldiğini ve burada mecazi olarak 'ölmek, yok olmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'hâmidûn', kavmin canlılıklarını tamamen yitirip cansız bir yığın haline gelmesini anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hamd' kökünün 'sönmek, durulmak' anlamlarını taşıdığını ve Kur'an'da genellikle canlılığın sona ermesi, yok oluşu ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, ilahi azabın ardından kavmin tüm varlığının sona erdiğini, adeta bir ateşin sönmesi gibi sessiz ve hareketsiz kaldığını vurgular.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Rûhları içlerinden çekiliverdi ve içinde gazı bitmiş lambalar gibi oldular, kupkuru kaldılar.