Yâ hasraten ‘alâ-l'ibâd(i)(c) mâ ye/tîhim min rasûlin illâ kânû bihi yestehzi-ûn(e)
Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.
Yâsîn Suresi'nin 30. ayeti, peygamberlere karşı gösterilen inkarcı tutumu ve bunun sonucunda ortaya çıkan pişmanlığı dile getirmektedir. Ayet, 'hasret' kavramı üzerinden kulların durumuna dikkat çekerken, 'resul' ve 'yestehziûn' kelimeleriyle de peygamberlere karşı takınılan alaycı tavrı vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hasret' kelimesini, bir şeyin elden çıkması veya kaçırılması sebebiyle duyulan şiddetli pişmanlık ve üzüntü olarak tanımlar. Ayetteki 'Yâ hasreten ale'l-ibâd' ifadesi, bu pişmanlığın ve üzüntünün, peygamberleri yalanlayan ve alaya alan kullar için ne kadar büyük olacağını vurgular; sanki pişmanlık bizzat onlara seslenmektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hasret' kelimesinin mecazi anlamda 'yazıklar olsun' veya 'ne büyük pişmanlık' gibi ifadelerle kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın veya meleklerin, peygamberlere karşı gelen kulların durumuna acıdığını ve onların akıbetine üzüldüğünü gösteren bir nida olarak yorumlanabilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'hasret' kavramının genellikle ahirette veya dünyada işlenen günahların sonuçları karşısında duyulan çaresizliği ve derin üzüntüyü ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, peygamberleri alaya almanın getireceği kaçınılmaz kötü sonuca işaret ederek, bu eylemin ne denli büyük bir pişmanlığa yol açacağını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'abd' kelimesinin asıl anlamının 'boyun eğmek, itaat etmek' olduğunu ve 'ibâd'ın da Allah'a kulluk eden, boyun eğen varlıkları ifade ettiğini belirtir. Ancak ayetteki 'ale'l-ibâd' ifadesi, bu kulluğun gereğini yerine getirmeyen, peygamberlere karşı çıkan ve bu yüzden pişmanlık duyacak olan insanları işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'abd' kelimesinin hem 'köle' hem de 'Allah'a kulluk eden insan' anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'el-ibâd' ifadesi, genel olarak insanları kapsasa da, bağlam itibarıyla peygamberleri yalanlayan ve alaya alan, dolayısıyla Allah'a karşı gelmiş olan kulları vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'resul' kelimesinin 'gönderilen' anlamına geldiğini ve Allah tarafından belirli bir görevle, mesajla gönderilen kişiyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'min resûlin' ifadesi, her ne zaman bir elçi gelse, onların bu elçiyi alaya aldıklarını vurgulayarak, inkarcıların sürekli bir direniş içinde olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'resul' kelimesini, 'risalet' (elçilik) göreviyle gönderilen kişi olarak tanımlar. Bu görev, Allah'ın emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmayı içerir. Ayetteki bağlamda, bu elçilerin getirdiği mesajın ciddiyetine rağmen, muhatapların onu hafife aldığını ve alay ettiğini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'resul' kavramının, Allah ile insanlar arasında bir köprü vazifesi gören, ilahi iradeyi tebliğ eden ve insanları doğru yola çağıran merkezi bir figür olduğunu açıklar. Ayetteki 'resul'e karşı gösterilen alaycı tavır, aslında Allah'ın mesajına karşı bir direniş ve inkârı temsil eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'istihza' kelimesinin 'alay etmek, küçümsemek' anlamına geldiğini ve genellikle birini aşağılamak amacıyla yapılan sözlü veya fiili eylemleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'yestehziûn' ifadesi, peygamberlere karşı gösterilen bu alaycı tavrın, onların mesajını ciddiye almamaktan kaynaklandığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hez' kökünden türeyen 'istihza' kelimesini, birini hafife almak, küçümsemek ve onunla eğlenmek olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, peygamberlerin tebliğ ettiği hakikatlere karşı inkarcıların takındığı küçümseyici ve alaycı tutumu vurgular; bu tutum, onların mesajı reddetmelerinin bir göstergesidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'istihza' fiilinin Kur'an'da genellikle peygamberlere ve onların getirdiği ilahi mesajlara karşı gösterilen inkarcı ve aşağılayıcı tavrı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, 'yestehziûn' kelimesi, inkarcıların peygamberlere karşı sürekli ve tekrarlayan bir şekilde alaycı bir tutum sergilediklerini, bunun da onların helakine yol açan temel sebeplerden biri olduğunu gösterir.
Yâsîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Nasıl Efendimiz (s.a.v)’e de ettiler, diğer peygamberlere de ettiler, bunu vurguluyor bu Âyet-i Kerîme’.