(A)llâhe rabbekum ve rabbe âbâ-ikumu-l-evvelîn(e)
(125-126) "Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakarak "Ba'l'e mi tapıyorsunuz?"
Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız? Yaratanların en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvarıyorsunuz?" dedi.
Bu ayet, tevhid inancının temelini oluşturan Allah'ın rububiyetini ve atalara tapınma geleneğinin reddini vurgulamaktadır. 'Rab' kavramı üzerinden Allah'ın yaratıcı, yönetici ve besleyici vasıfları öne çıkarılırken, 'evvelîn' kelimesiyle geçmiş nesillerin inançları sorgulanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah lafzı, bütün kemal sıfatlarını kendinde toplayan, noksan sıfatlardan münezzeh olan, ibadete layık tek zatın özel ismidir. Ayette, Baal putuna tapınmanın karşısında, gerçek Rab olarak Allah'a yönelmenin gerekliliği vurgulanır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu'ya göre 'Allah' kelimesi, Kur'an'ın merkezî kavramıdır ve mutlak birliği, yaratıcılığı ve hükümranlığı ifade eder. Ayette, 'Rab' kelimesiyle birlikte kullanılarak Allah'ın evren üzerindeki mutlak otoritesi ve yegane ibadet edilecek varlık olduğu pekiştirilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rab kelimesi, bir şeyi tedricen kemale erdirmek, terbiye etmek, sahip olmak ve yönetmek anlamlarına gelir. Ayette 'Rab' kelimesi, hem 'sizin' hem de 'atalarınızın' Rabbi olarak zikredilerek, Allah'ın tüm varlıklar üzerindeki mutlak egemenliği ve terbiye ediciliği vurgulanır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, Rab kelimesini 'sahip' ve 'malik' olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın insanlara ve onların geçmiş nesillerine sahip olan, onları idare eden ve rızıklandıran tek güç olduğu ifade edilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Rab' kavramının Kur'an'da Allah'ın yaratıcı, besleyici, koruyucu ve hükümranlık vasıflarını kapsayan geniş bir anlama sahip olduğunu belirtir. Ayette, bu kavramın 'sizin' ve 'atalarınızın' Rabbi olarak kullanılması, Allah'ın zaman ve mekan üstü rububiyetini ortaya koyar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'âbâ' kelimesini 'babalar' ve 'atalar' olarak açıklar. Ayetteki 'âbâikum' ifadesi, geçmiş nesillerin inanç ve geleneklerine atıfta bulunarak, onların putperestliklerinin sorgulanmasını sağlar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'eb' kelimesinin hem biyolojik babayı hem de bir şeyin kaynağı veya ilk örneği olanı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'âbâikum' kullanımı, ataların inanç sistemlerinin eleştirel bir gözle değerlendirilmesi gerektiğini ima eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'evvel' kelimesinin 'önceki' ve 'ilk' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayette 'âbâikum el-evvelîn' ifadesi, putperestliğin köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve bu geleneğin sorgulanması gerektiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'evvel' kelimesinin bir şeyin başlangıcı ve önceliği anlamına geldiğini ifade eder. Ayetteki kullanımıyla, geçmiş nesillerin inançlarının taklit edilmesinin eleştirildiği ve kendi akıllarıyla Allah'ı bulmaları gerektiği mesajı verilir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.