İçeriğe atla
Sâffât 150Cüz 23 · Sayfa 451

Sâffât Sûresi 150. Âyet

الصافات

Sohbete sor

Em ḣalaknâ-lmelâ-ikete inâśen vehum şâhidûn(e)

Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?

Sâffât Sûresi

أَلَا إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ {الصافات/151}

“Elâ innehum min ifkihim leyekûlûn(e)”

وَلَدَ اللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ {الصافات/152}

(37/151-152) “Veleda(A)llâhu ve-innehum lekâzi-bûn (e)”

(37/151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, “Allah çocuk sahibi oldu” diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.


(112-3-Lem yelid ve lem yûled)

(112-3- “O, doğurmadı ve doğurulmadı”


Bu âyeti kerîmeyi ilk anda beşeri olarak fiziksel mertebede bir doğum olarak anlıyoruz. Yukarıdaki âyeti kerîmelerde Cenâb-ı Hakk (c.c) zati oluşumlarından bahsederken burada ef’al mertebesinde ki, oluşumlardan bahsediyor. Demek ki bu anlatımlardan bizim anlamamız gereken pek çok hususlar bulunmaktadır.

Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın zat âleminden sıfat âlemine, sıfat âleminden esma âlemine, esma âlemindende ef’al âlemine tenezzül etmesidir. Bu tenezzül aşamaları aynı zaman çıkış yâni uruc aşamalarıdırda. Bu oluşan hadise bütün âlem şumul oluşmaktadır yâni birmertebeden bir mertebeye değildir yoksa aksi halde Cenâb-ı Hakk (c.c)’ı mekan ve mertebeler ile sınırlamış oluruz.

Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın kendi varlığının kendi varlığında kendisiyle bu şekilde zuhura çıktığının bizlere basit olarak anlatılabilmesi için doğmamıştır ve doğurulmamıştır ifadeleri kullanılmıştır. Doğmak ve doğurulmak için iki varlığa ihtiyaç vardır ki Hakk’ın zâtında böyle bir şey mümkün değildir. O halde görülen kesret-çokluk iki varlıktan meydana gelen ikinci bir oluşum değil, tekin kendi içinde zahir batın iki gibi görünüşünden ibarettir.[130] “ İz- -T-B- ”