İçeriğe atla
Sâffât 36Cüz 23 · Sayfa 447

Sâffât Sûresi 36. Âyet

الصافات

Sohbete sor

Ve yekûlûne e-innâ letârikû âlihetinâ lişâ'irin mecnûn(in)

"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.

Sâffât Sûresi

Bilindiği gibi efendimiz (s.a.v.) risalet görevlendirildiği zaman Arap yarımadasında belagat ve şairlik revaçta toplumun önem verdiği kişilerdi.

Müşrikler ve önde gelenleri Kur’ân-ın belagatı ve efendimizin hitabı karşısında çaresiz kalınca ona iftira atarak. Cinlenmiş, mecnun, deli bir şair olarak nitelendirmişlerdir.

Kûr’an-ı Kerimde Allah c.c. de aslında onların (müşriklerin şairleri hakkında;

“Ve-şşu’arâu yettebi’uhumu-lgâvûn(e)” Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar. (26/224) diye bizlere bildirmiştir.

Kişi kendi varlığında Muhammediyet mertebesine geldiğinde ebu cehil, ebu leheb olan nefsi emmaresi onun mecnun (cinlenmiş) gibi çalıştığını görünce kendi hakimiyetini gönül kabesinde kaybedeceğini ve ilahların (putların) yıkılacağını anlayınca hayal ve vehim güçleri ile saliki etilemeye çalışır. (Murat Derûni)

"Onların Resûl'e 'mecnûn şair' demesi, hakikati kavrayamayan aklın tipik tepkisidir. Zira ârifin sözleri, sıradan aklın ölçülerine sığmaz. Bu, gözün güneşe 'deli' demesine benzer."[46]

"Peygamberler, Hakk'ın 'Kelâm' sıfatının tecellîsidir. Onlara 'şair' diyenler, ilâhî hakikati beşer ölçülerine hapsetmeye çalışanlardır."[47]

"Ârif, 'deli' diyenlere gülümser. Çünkü bilir ki onların aklı, hakikati değil kendi hevâlarını ölçer. Hallâc'ın 'Enelhak' dediğinde celladına bakıp gülmesi gibi."[48]


بَلْ جَاء بِالْحَقِّ وَصَدَّقَ الْمُرْسَلِينَ {الصافات/37}

(37/37) “Bel câe bilhakki vesaddeka-lmurselîn(e)”

(37/37) Hayır, o hakkı getirdi. Ve mürselleri (gönderilmiş olan resûlleri) tasdik etti.


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)