İçeriğe atla
Sâffât 53Cüz 23 · Sayfa 448

Sâffât Sûresi 53. Âyet

الصافات

Sohbete sor

E-iżâ mitnâ vekunnâ turâben ve 'izâmen e-innâ lemedînûn(e)

"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"

Sâffât Sûresi

Bu âyeti dile getiren âyetlerin öncesi ve sonrasından anlaşılan cehennem ehlidir. Zâhiri ma’nâda bu böyledir…

E iza mitna, Biz öldüğümüz de mi? Burada bir soru ifadesi vardır. Zâhiri ma’nâda bu soruyu soran zaten ölüdür. Batınen bakıldığında ise zaruri ve ihtiyari ölüm vardır. İşte kişi gerçek ma’nâda Hakîkat-i sorguluyorsa ki, (Na) biz demektir… Ve ihtiyari ma’nâda ölürse, yani ölmeden önce ölürse, Burada ki Na (biz) Hakk’ın zâtından başkası olmaz…

Ve künna türabev ve ızamen, Kemik, sonra da toprak hâline geldiğimiz zaman mı? Burada ki biz ölmeden önce ölmekle Hakk’ın zatından başka bir şey değilse, Kemik “Izamen” Ayın, Za ve Men (okunuştadır) okunup geçilirse böyledir… Durulduğu zaman “Izama” olmaktadır. “Ayın” “Göz” “Za” Zât ve Men kimlik demektir… Burada görüldüğü gibi, öldüğümüz zaman zât-ı gören kimlik sahibi mi? Olacağız olmaktadır. Birde burada biraz duralım dersek… “MA” “Mim” “Elif” ile Hakîkat-i Muhammedi ve Ahadiyyet ile Zât-ın Fenâfillah ve Bekâbillah mertebelerini gören müşahâde eden bir yığın hâline dönüşüleceği anlaşılmaktadır.

Bundan sonra “Tü-ra-ben” toprak hikmet’tir. “Kime hikmet verilmişse, ona birçok hayır verilmiş” demektir. (Bakara 269)… Ma’nâyı hikmetiyye de Âdem’dir. İçinde de “Tü” ile Ma’nâyı Nefsiyeyi-Nefesiyye ile Allah’ın Ata’sı vardır. Ra (Rahmân) ve Elif harfleriyle, “Allah Âdemi Rahman sûreti üzere halketti”. Elif ise Âdem’in ilk harfi ve Ahadiyyettir. Ben de burada bulunan İlâhi kimliktir. Yine burada biraz durursak “Türaba” olmaktadır… Ba; Be ile birliktelik ve sonda ki ba ise başta ki, Te’nin bu arada ki mabeynci harf ile Be ile Elif’e Ahadiyyete ulaşmasıdır. İşte Ebu Turab olan Hz. Ali Baba’mız Be’nin altında ki nokta benim demektedir. Aynı zamanda Hz. Ali “Babuha” yani ilmin kapısıdır… Burada ki “ba” babuha’dır. “Türab” yani İlm-i Ledün’ün kapısıdır.

E inna le medînun, Gerçekten cezalanacak mıyız? Başta bulunan E (hemze) göz gibi olduğu için müşahade hâlini belirtmektedir… İnna, gerçekten biz, işte burada kişi kendine varlık veriyorsa, vehimi hayali zannetiği sahib çıktığı benliği ile biz olmakta ve karşılığı, cezası azab ve cehennem olmaktadır… İşte başta ki hemze-hamza gibi şehid müşahade hâli oluşmuşsa zaten burada ki ceza ve karşılıkta Hakk’ın “Na” sı bizliğine ulaşmaktır. Burada biz derken Cenâb-ı Hakk’ın varlığından başka bir şey olmadığı anlaşılmışca karşılığı ve cezası Hakk’ın varlığı olmaktadır. Zaten bu âyeti anlatanda cehennem ehlini vasfını gören Araf-İrfan ehlinden başkası değildir…

Efendi Babam zaten ömrünün bu konuları anlatmaya vakfetmiş kimsedir, anlayan ve anlamayanların hâli kıyas oluna, fazla söze hacet yok sanıyorum…[58] “ İz- -T-B- ”


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)