İçeriğe atla
Sâd 57Cüz 23 · Sayfa 456

Sâd Sûresi 57. Âyet

ص

Sohbete sor

Hâżâ felyeżûkûhu hamîmun ve ġassâk(un)

İşte (azap), onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin.

Sâd Sûresi

Müminlere cennette nefis yiyecek ve içecekler verildiği gibi cehennem ehline de oraya mahsus yiyecek ve içecekler verilir. Fakat onların içecekleri boğazı yakan kaynar su, yiyecekleri de kötü kokulu irindir. Cenâb-ı Hak onlara: “Öyleyse önceden hazırladıklarınızı tadın bakalım!” diyecektir. Çünkü dünyada iken gafletleri, arzuları ve taşkınlıklarıyla bu azabın sûretini kendileri inşâ etmişlerdi. Âhirette ise onun hakikatiyle karşılaşacaklardır. Bu durum onların kalplerindeki katılık, Allah’ın hikmetinden ve koyduğu sınırlardan gaflet etmeleri, kulluktan ve mârifetten uzak yaşamalarının bir sonucudur.

Bununla da kalmaz: Onlara benzer şekilde başka azap çeşitleri daha vardır. Her biri diğerinden daha şiddetli, daha acı verici olur ki, bu da azap üstüne azap olarak onların üzerine iner. Zira her bir günahın karşılığında ona uygun özel bir azap söz konusudur. Çünkü her ne ekilirse, onun karşılığı olan mahsul biçilecektir. Şehvetin peşine düşen şehvet azabıyla, kibirle yaşayan zillet azabıyla, cimrilik eden fakirlik azabıyla karşılaşır. (Dâye, Te’vîlât, 5/194-195; Nahcuvânî, Fevâtihu’l-İlâhiyye, 236) Hamîm ve Gassâk’ın Hakikati Hamîm (Kaynar Su): Hamîm, âyetlerde cehennemliklerin içeceği olarak zikredilir. Zâhirde kaynar ve yakıcı su demektir. İşârî manada ise nefsin şehvet ateşiyle yanıp kavrulmasıdır. Nefs, arzularına kapıldığında aslında kendi içinde bir “ateş” üretir. Dünya hayatında ölçüsüz mal sevgisi, makam tutkusu, şöhret arzusu, şehvet ve öfke ile yanıp kavrulmak hamîmin dünyevî karşılığıdır. Âhirette ise bu hâl, hakikatiyle kaynar bir azap içeceği olarak karşılarına çıkar. Yani onlar, dünyada yudumladıkları haramların, helâl olmayan arzuların ve hevaî iştihaların âhirette hakikî kaynar suya dönüşmüş sûretini içerler.

Gassâk (Soğuk ve Pis Kokulu İçecek): Gassâk, cehennemdeki dayanılmaz soğuk ve pis kokulu bir içecek olarak tarif edilir. İşârî anlamda kalbin muhabbet ateşinden mahrum donmuş, kaskatı hâlidir. Hamîm şehvet ateşi ise, gassâk gafletin buz kesmişliğidir. Nefis terbiye olmaz, kalp zikre ısınmaz, gönül Hakk’ın nûruna açılmazsa kalp kararır, donar, taş kesilir, canlılığını yitirir. Dünyada kalbi zikirsiz, fikirsiz, gafletle geçen kimseler âhirette gassâkın karanlık ve donuk azabıyla karşılaşırlar.

Hamîm ve gassâk, aslında iki zıt hâlin bir arada tecellîsidir. Nefis, bir yanda arzuların ateşiyle yanar; diğer yanda gafletin buz gibi kasvetiyle donar. İşte bu hâl, sufîlerin ifadesiyle “nefsin cehennemi”dir. Çünkü Hak’tan yüz çevirmiş bir kalp ya hevânın sıcaklığıyla yanar ya da gafletin soğuğunda donar.

Sâlik, seyrü sülûk yolculuğunda hamîmden yani şehvet ateşinden, gassâktan yani gaflet soğuğundan korunmak için mücâhede ve murâkabe ile kalbini ısıtır, nefsini soğutur. İlâhî zikrin ateşiyle hevâ yanar, mârifetin nûruyla gaflet çözülür. Böylece hamîm ve gassâkın zıddı olan Kevser ve Tesnîm pınarlarından nasiplenir.

Netice itibarıyle âhiretteki hamîm ve gassâk, dünyada nefsin yaşadığı bu hâllerin hakikatidir. Şehvet ateşi hamîme, gaflet donukluğu gassâka dönüşür. Fakat sabır, takvâ ve zikr-i dâim ile yaşayanlar, dünyada kalplerini bu ateş ve donukluktan arındırırlar. Böylece âhirette onların nasibi hamîm ve gassâk değil; Kevser, Tesnîm ve Rahmân’ın rızası olur.

Cehennem Ehlinin Birbirleriyle Tartışmaları


Âyet 59

هٰذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْۚ لَا مَرْحَبًا بِهِمْۜ اِنَّهُمْ صَالُوا النَّارِ

(38/59) Hâżâ fevcun muktehimun me’akum lâ merhaben bihim innehum sâlû-nnâr.

(38/59) (Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir.”