Vestaġfiri(A)llâh(e)(c) inna(A)llâhe kâne ġafûran rahîmâ(n)
Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah'tan bağışlanmanı dile. Şüphesiz, Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.
Nisâ Suresi 106. ayet, Allah'tan bağışlanma dilemenin önemini vurgularken, Allah'ın 'Ğafûr' ve 'Rahîm' isimleriyle tecelli eden bağışlayıcılığını ve merhametini dile getirmektedir. Ayet, istiğfarın ilahi affa ulaşmada bir vesile olduğunu ve Allah'ın bu niteliklerinin sürekliliğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğafere (غفر) kelimesi, bir şeyi örten ve koruyan anlamına gelir. İstiğfar (استغفار) ise, Allah'tan günahların örtülmesini ve azabından korunmayı talep etmektir. Ayetteki 've'stağfir' emri, müminlere bu talebi yöneltmelerini emretmektedir, zira Allah'ın affediciliği bu taleple tecelli eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İstiğfar, günahların affını istemektir. Bu ayetteki kullanımında, Allah'ın kullarına günahlarını itiraf edip O'ndan af dilemeleri için bir çağrıdır. Allah'ın bağışlayıcılığı, bu istiğfar eylemiyle karşılık bulur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İstiğfar, Kur'an'da Allah ile kul arasındaki ilişkinin temel dinamiklerinden biridir. Kulun acziyetini ve Allah'ın kudretini ifade eder. Bu ayette, istiğfar emri, Allah'ın 'Ğafûr' ve 'Rahîm' isimleriyle olan bağlantısını güçlendirerek, affın ilahi bir lütuf olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Allah (الله), bütün kemal sıfatları kendinde toplayan, ibadete layık tek varlığın özel ismidir. Bu ayette, istiğfarın yöneltildiği, bağışlama ve merhamet yetkisine sahip olan yüce zatı ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Allah ismi, zat-ı ilahiyeye mahsus bir isimdir ve O'nun tüm sıfatlarını kapsar. Ayetteki 'Allah'tan mağfiret dile' ifadesi, istiğfarın sadece O'na yöneltilmesi gerektiğini ve bağışlama yetkisinin yalnızca O'na ait olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ğafûr (غفور), mübalağa sîgası olup, çokça bağışlayan, günahları tekrar tekrar affeden anlamına gelir. Bu ayette, Allah'ın bağışlayıcılığının sürekliliğini ve genişliğini ifade eder, kulların istiğfarına karşılık vereceğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Ğafûr, Allah'ın esma-i hüsnasından olup, kullarının günahlarını örten ve onları cezalandırmayan demektir. Ayetteki 'kâne ğafûran' ifadesi, Allah'ın ezelden beri bağışlayıcı olduğunu ve bu sıfatının değişmezliğini belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Ğafûr kelimesi, Kur'an'da Allah'ın affediciliğinin derinliğini ve kapsamını ifade eder. Bu ayette, istiğfar emrinin hemen ardından gelmesi, Allah'ın bağışlayıcılığının bir vaadi ve teşviki olarak işlev görür.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Rahîm (رحيم), Allah'ın kullarına karşı olan merhametinin ve şefkatinin sürekliliğini ve genişliğini ifade eden bir sıfattır. Ayetteki 'kâne rahîmen' ifadesi, Allah'ın ezelden beri merhametli olduğunu ve bu merhametinin istiğfar edenlere de ulaşacağını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahîm, Allah'ın kullarına dünya ve ahirette lütuf ve ihsanda bulunması, onlara acımasıdır. Bu ayette, Allah'ın bağışlayıcılığının (Ğafûr) merhametiyle (Rahîm) birlikte anılması, affın sadece bir ceza kaldırma değil, aynı zamanda bir lütuf ve şefkat eylemi olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahîm, Kur'an'da Allah'ın insanlara yönelik aktif ve sürekli şefkatini ifade eder. 'Ğafûr' ile birlikte kullanılması, Allah'ın affının sadece günahları örtmekle kalmayıp, aynı zamanda kullarına karşı duyduğu derin sevgiyi ve iyiliği de içerdiğini gösterir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(106) (Vestağfirillah* innAllahe kâne Ğafuren Rahîmâ;)
“Allah'tan bağışlanmanı dile. Şüphesiz, Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.”