Velâ tucâdil ‘ani-lleżîne yaḣtânûne enfusehum(c) inna(A)llâhe lâ yuhibbu men kâne ḣavvânen eśîmâ(n)
Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez.
Kendilerine hainlik edenleri savunma. Muhakkak Allah hain günahkârları sevmez.
Nisâ 107. ayet, 'hıyanet' ve 'günahkarlık' kavramları üzerinden Allah'ın sevgisinden mahrum kalma durumunu ele almaktadır. Ayet, nefse karşı işlenen hıyanetin ve bu hıyanette ısrar etmenin sonuçlarını dilbilimsel bir derinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): C-d-l kökünden türeyen 'mücadele', bir şeyi sağlamlaştırmak veya bir görüşü savunmak için karşılıklı tartışmak demektir. Ayetteki 'lâ tucâdil' ifadesi, hıyanet edenlerin tarafını tutarak onları savunmaya kalkışmaktan nehyetmektedir, zira bu, hıyanete ortak olmak anlamına gelebilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): C-d-l fiili, bir konuda çekişmek, tartışmak ve bir tarafı savunmak manasına gelir. Ayetteki kullanımı, hıyanet edenlerin lehine konuşmaktan, onları temize çıkarmaya çalışmaktan sakınmayı emreder. Bu, onların suçunu örtbas etmeye çalışmak olarak yorumlanabilir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): H-v-n kökünden türeyen 'ihtiyân', emanete hıyanet etmek, güveni kötüye kullanmak demektir. 'Yektânûne enfusehum' ifadesi, kişinin kendi nefsine karşı hıyanet etmesi, yani günah işleyerek kendine zarar vermesi, ahiretini tehlikeye atması anlamındadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-v-n, emanete riayet etmemek, ahdi bozmak ve gizlice aldatmak anlamlarına gelir. 'Yektânûne enfusehum' tabiri, kişinin kendi nefsine karşı hıyanet etmesi, yani günah işleyerek kendini helake sürüklemesi, kendi aleyhine çalışması demektir. Bu, aslında başkasına hıyanet ederken kendine de hıyanet ettiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): H-v-n kavramı, Kur'an'da genellikle 'emanete hıyanet' ve 'güveni kötüye kullanma' bağlamında ele alınır. 'Nefse hıyanet' ise, kişinin Allah'ın kendisine verdiği fıtrata, akla ve iradeye aykırı davranarak kendine zarar vermesi, yani günah işlemesi olarak yorumlanır. Bu, kişinin kendi özüne karşı işlediği bir ihanettir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): H-v-n kökünden türeyen 'havvân' kelimesi, mübalağa sigasıdır ve çokça hıyanet eden, hıyaneti huy edinmiş kişi anlamına gelir. Ayetteki kullanımı, hıyanetin tek seferlik bir eylemden ziyade, sürekli ve alışkanlık haline gelmiş bir karakter özelliği olduğunu vurgular. Allah'ın sevmediği kişi, bu tür bir hıyanetkardır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Havvân, hıyanet fiilini çokça işleyen, hıyaneti meslek edinmiş kimse demektir. Bu kelime, hıyanetin şiddetini ve sürekliliğini ifade eder. Ayette, Allah'ın bu tür bir karakteri taşıyan kişiyi sevmediği belirtilerek, hıyanetin ne denli büyük bir günah olduğu vurgulanır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): E-s-m kökünden türeyen 'esîm', günah işleyen, günahkar demektir. Ayetteki 'havvânen esîmen' ifadesi, hem çokça hıyanet eden hem de günah işlemeyi alışkanlık haline getirmiş kişiyi tanımlar. Bu iki sıfat, kişinin ahlaki yozlaşmasının derinliğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Esîm, günahı çok olan, günah işlemekte ısrar eden kişidir. Kur'an'da bu kelime, genellikle büyük günahları işleyen ve bu günahlardan dönmeyen kimseler için kullanılır. Ayetteki bağlamda, hıyanetle birlikte anılması, bu hıyanetin aynı zamanda büyük bir günah olduğunu ve kişinin bu günahı sürekli işlediğini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Esîm kelimesi, 'ism' kökünden türemiş olup, günah işleyen, günahkar anlamındadır. Kur'an'da bu kelime, genellikle kişinin bilerek ve isteyerek günah işlemesini, günahı bir yaşam biçimi haline getirmesini ifade eder. Ayetteki 'havvânen esîmen' terkibi, hıyanet ve günahkarlığın iç içe geçtiğini ve bu durumun Allah katında kabul görmediğini vurgular.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(107) Ve lâ tücadil anillezîne yahtanune enfüsehüm* innAllahe lâ yuhıbbı men kâne havvanen esîmâ;)
“Kendilerine hainlik edenleri savunma. Muhakkak Allah hain günahkârları sevmez.”