Velevlâ fadlu(A)llâhi ‘aleyke verahmetuhu lehemmet tâ-ifetun minhum en yudillûke vemâ yudillûne illâ enfusehum(s) vemâ yedurrûneke min şey-/(in)(c) veenzela(A)llâhu ‘aleyke-lkitâbe velhikmete ve'allemeke mâ lem tekun ta'lem(u)(c) vekâne fadlu(A)llâhi ‘aleyke ‘azîmâ(n)
(Ey Muhammed!) Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana kitabı (Kur'an'ı) ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana lütfu çok büyüktür.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(113) (Ve levlâ fadlullahi aleyke ve rahmetuHU lehemmet taifetün minhüm en yudılluke, ve mâ yudıllune illâ enfüsehüm ve mâ yedurruneke min şey'in, ve enzellAllahu aleykel Kitabe vel Hıkmete ve allemeke mâ lem tekün ta'lemu, ve kâne fadlullahi aleyke azîmâ;)
“Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir güruh seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah, sana
Kitab (Kûr'ân)ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir. Allah'ın sana olan lütfu büyüktür.” Efendimize (s.a.v) ait olan bu Âyet-i Kerîme onun varlığında hepimize aittir ve hepimiz ondan nasibimizi almalıyız. Bu Âyetleri anlayıp, idrak etmeye başladığımız anda bu Âyetler bize inmeye başlıyorlar. Bu Âyetler defalarca okunur fakat anlaşılmaz çünkü kabiliyet yoktur, işte rahmetin en büyüklerinden biriside Cenâb-ı Hakk’ın bu Âyetleri anlayacak kabiliyeti vermesidir. Cenâb-ı Hakk rahmetinden bunların hepsini yapıyor fakat gaflette olup bunlara ilgisiz kalınılıyor. Efendimize (s.a.v) ve ümmetine hikmet verilmiştir. Bilgiyi bir yönden kişi kendi çalışmasıyla üretir, bir de bilmediklerinin Hakk tarafından öğretilme-siyle öğrenir.