Ye'iduhum veyumennîhim(s) vemâ ye'iduhumu-şşeytânu illâ ġurûrâ(n)
Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor.
Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir.
Nisâ 120. ayet, şeytanın insanları aldatma yöntemlerini, özellikle vaatler ve kuruntular aracılığıyla nasıl yanılgıya düşürdüğünü dilbilimsel bir derinlikle ortaya koymaktadır. Ayet, şeytanın eylemlerinin nihai sonucunun 'aldatma' olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Va'd (وعد), hayır veya şer ile ilgili bir haber vermektir. Ayetteki 'ya'iduhum' ifadesi, şeytanın insanlara gelecekte elde edecekleri faydalar veya kaçınacakları zararlar hakkında asılsız sözler verdiğini, ancak bu sözlerin gerçek bir karşılığı olmadığını belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Va'd, bir şeyi taahhüt etmek, söz vermektir. Burada şeytanın vaadi, insanları günaha teşvik etmek için gelecekteki faydalar veya uzun ömür gibi konularda verdiği aldatıcı sözlerdir. Bu vaatler, gerçekte bir fayda sağlamaz, aksine zarara yol açar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'va'd' kavramı, genellikle Allah'ın müminlere cennet, kâfirlere cehennem vaadi gibi kesin ve gerçekleşecek sözler için kullanılırken, şeytanın vaadi 'aldatıcı' ve 'boş' bir nitelik taşır. Ayetteki 'ya'iduhum', şeytanın insanları yanıltmak için kullandığı bu boş sözleri ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Temennî (تمني), bir şeyi arzu etmek, dilemektir. Ancak 'yümennîhim' fiili, şeytanın insanlara gerçekleşmesi imkansız veya boş kuruntular, hayaller aşıladığını, onları bu hayallerle oyaladığını ifade eder. Bu, şeytanın aldatma yöntemlerinden biridir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Münâ (منى), bir şeyin olmasını istemek, arzu etmektir. Şeytanın 'yümennîhim' eylemi, insanlara uzun ömür, zenginlik, günahların affedileceği gibi gerçek dışı ve boş umutlar vererek onları Allah'ın emirlerinden uzaklaştırmasıdır. Bu, nefsin boş arzularına kapılmaya teşviktir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Temennî, kalpte bir şeyin olmasını istemektir. Ayetteki bu kullanım, şeytanın insanlara boş ve aldatıcı arzular, kuruntular fısıldayarak onları gerçeklerden uzaklaştırdığını, bu yolla günaha sevk ettiğini gösterir. Bu, şeytanın insanları yanıltmak için kullandığı psikolojik bir yöntemdir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Şeytan (شيطان), 'şatane' (شطن) fiilinden türemiş olup, 'uzaklaşmak, haktan sapmak' anlamına gelir. Ayetteki 'eş-şeytân', insanları Allah'ın yolundan uzaklaştıran, onlara boş vaatler ve kuruntular fısıldayan, isyankar ve aldatıcı varlığı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şeytan, 'şatane' kökünden gelir ve 'haktan uzaklaşan, isyan eden' demektir. Kur'an'da bu kelime, hem cinlerden olan İblis'i hem de insanlardan olan şerli varlıkları kapsar. Ayetteki kullanımı, insanları aldatan, saptıran ve boş vaatlerle yanıltan her türlü kötü gücü temsil eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da Şeytan, Allah'a isyan eden, insanı doğru yoldan saptırmaya çalışan, sürekli vesvese veren ve aldatıcı bir güç olarak tasvir edilir. Nisâ 120'deki 'eş-şeytân', bu aldatıcı gücün, insanlara boş vaatler ve kuruntular aşılayarak onları nasıl yanılgıya düşürdüğünü açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Gurûr (غرور), bir şeyi güzel göstererek aldatmak, yanıltmaktır. Ayetteki 'ğurûran' kelimesi, şeytanın vaatlerinin ve kuruntularının gerçekte bir fayda sağlamadığını, aksine insanları boş bir umuda sürükleyerek aldatmaktan ibaret olduğunu vurgular. Bu, şeytanın eylemlerinin nihai sonucudur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Gurûr, bir şeyi olduğundan farklı göstermek, yanıltmaktır. Şeytanın vaatleri ve kuruntuları, insanları gerçeklerden uzaklaştırıp, onları boş ve zararlı şeylere yönlendiren bir aldatmacadır. Ayet, şeytanın bu eylemlerinin sadece bir aldatma olduğunu açıkça belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Gurûr, bir kimsenin kendisini aldatması veya başkasının onu aldatmasıdır. Ayetteki 'ğurûran', şeytanın insanları boş vaatlerle ve kuruntularla kandırarak, onları gerçekte olmayan bir şeye inandırması ve bu yolla zarara uğratmasıdır. Bu, şeytanın temel karakteristiğidir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(120) (Yaıduhüm ve yümennîhim* ve mâ yeıduhümüş şeytânü illâ ğururâ;)
“Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir.”