Ulâ-ike me/vâhum cehennemu velâ yecidûne ‘anhâ mehîsâ(n)
İşte onların barınağı cehennemdir. Ondan bir kaçış yolu bulamazlar.
Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar.
Nisâ 121. ayet, inkarcıların nihai akıbetini ve bu akıbetten kaçışlarının imkansızlığını vurgulamaktadır. Ayet, 'mâvâ' (sığınak/varış yeri) ve 'mahîs' (kaçış/kurtuluş) kavramları üzerinden cehennemin kaçınılmazlığını ve ondan kurtuluşun olmadığını dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Evâ (أوى) kelimesi, bir yere sığınmak, barınmak anlamına gelir. Mâvâ (مأوى) ise sığınılan, barınılan yerdir. Ayetteki 'mâvâhum' ifadesi, inkarcıların nihai olarak varacakları ve sığınacakları yerin cehennem olduğunu, başka bir sığınaklarının olmadığını belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Mâvâ, bir şeyin dönüp dolaşıp geldiği yerdir. Burada 'mâvâhum cehennem' ifadesi, onların son durağının ve varacakları yerin cehennem olduğunu, oradan başka bir yere gidemeyeceklerini mecazi bir anlatımla ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İzutsu, 'evâ' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle bir sığınma, barınma ve nihai varış yeri anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'mâvâhum' ise, kötülerin ahiretteki nihai ve kaçınılmaz akıbetini, yani cehennemi işaret eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Cehennem, Arapça'da derin kuyu anlamına gelen 'cehennem' kelimesinden türemiştir. Kur'an'da ise ahiretteki azap yurdunun özel ismidir. Ayette, 'mâvâhum cehennem' ifadesiyle, inkarcıların sığınacakları yerin bu azap yurdu olduğu açıkça belirtilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cehennem, ahiret azabının adıdır. Kelimenin kökeni hakkında farklı görüşler olsa da, Kur'an'da bu kelime, Allah'ın gazabına uğrayanların ebedi azap göreceği yer olarak kullanılır. Ayetteki kullanımı, bu azabın kaçınılmazlığını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Cehennem, Kur'an'ın temel kavramlarından biridir ve genellikle 'nar' (ateş) kelimesiyle birlikte anılır. Semantik olarak, ilahi adaletin tecelligahı ve günahkarların cezalandırılacağı yerdir. Ayetteki bağlamda, inkarcıların nihai ve kaçınılmaz akıbetini temsil eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Vecede (وجد) fiili, bir şeyi bulmak, elde etmek anlamına gelir. Ayetteki 'lâ yecidûne' (bulamayacaklar) ifadesi, onların cehennemden kaçacak bir yer bulma imkanlarının kesinlikle olmadığını, bu konuda tamamen aciz kalacaklarını vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Vecede fiili, bir şeyi arayarak veya tesadüfen bulmak anlamlarını içerir. Ayetteki olumsuz kullanımı, inkarcıların cehennemden kurtulmak için ne kadar ararlarsa arasınlar, ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, hiçbir çıkış yolu bulamayacaklarını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Haysa (حاص) fiili, bir şeyden kaçmak, uzaklaşmak anlamına gelir. Mahîs (محيص) ise kaçış yeri veya kaçış imkanıdır. Ayetteki 'lâ yecidûne anhâ mahîsan' ifadesi, cehennemden kurtulmak için hiçbir kaçış yolunun, hiçbir sığınağın olmadığını kesin bir dille belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Mahîs, kaçıp kurtulunacak yerdir. Ayetteki kullanımı, inkarcıların cehennem azabından kurtulmak için hiçbir çareye, hiçbir kaçış noktasına sahip olamayacaklarını mecazi bir anlatımla ifade eder. Bu, azabın kaçınılmazlığını pekiştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Mahîs, bir yerden kaçıp kurtulma imkanı veya sığınma yeridir. Kur'an'da bu kelime, genellikle azaptan kaçışın imkansızlığını vurgulamak için kullanılır. Nisâ 121'deki kullanımı da, cehennemden kurtuluşun kesinlikle mümkün olmadığını gösterir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(121) (Ülâike me'vahüm cehennemü ve lâ yecidune anha mehîsâ;)
“Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar.”