İn yeşe/ yużhibkum eyyuhâ-nnâsu veye/ti bi-âḣarîn(e)(c) vekâna(A)llâhu ‘alâ żâlike kadîrâ(n)
Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder ve başkalarını getirir. Allah, buna hakkıyla gücü yetendir.
Ey insanlar! Eğer Allah dilerse sizi giderir de başkalarını getirir. Ve Allah, buna kadirdir.
Nisâ 133. ayet, Allah'ın mutlak kudretini ve iradesini vurgulayarak, insanlığın varoluşunun O'nun dilemesine bağlı olduğunu ifade eder. Ayet, Allah'ın dilediğinde insanları yok edip yerlerine başkalarını getirebileceğini ve bu gücün O'nun 'Kadir' sıfatının bir tecellisi olduğunu dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şey (شيء) kelimesi, var olan veya var olabilecek her şeyi kapsar. 'Meşîet' (مشيئة) ise, bir şeyin varlığını veya yokluğunu dilemek, irade etmek anlamına gelir. Ayetteki 'in yeşâ' (إن يشأ) ifadesi, Allah'ın mutlak ve sınırsız iradesini, dilediği her şeyi yapmaya muktedir olduğunu gösterir. Burada, insanları yok etme ve başkalarını getirme iradesi kastedilmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'şâe' fiili, genellikle Allah'ın mutlak ve sınırsız iradesini ifade etmek için kullanılır. Bu irade, hiçbir dış etkenle sınırlı değildir ve Allah'ın kudretinin bir tezahürüdür. Ayetteki 'in yeşâ' ifadesi, Allah'ın insanlığın kaderi üzerindeki tam kontrolünü ve dilediği zaman bu kaderi değiştirebileceğini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Zehebe (ذهب) fiili, gitmek, ortadan kalkmak, yok olmak anlamlarına gelir. 'Yüzhibküm' (يُذْهِبْكُمْ) ifadesi, Allah'ın insanları yeryüzünden tamamen kaldırması, onların varlıklarına son vermesi demektir. Bu, Allah'ın kudretinin ve iradesinin bir göstergesidir ki, dilediğinde bir topluluğu yok edebilir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Kur'an'da 'zehebe' fiili, bazen mecazi olarak bir şeyin etkisini veya varlığını ortadan kaldırmak anlamında kullanılır. Bu ayette ise, 'yüzhibküm' ifadesi, insanların fiziksel varlıklarını sona erdirme, onları yok etme anlamında hakiki bir kullanımdır. Bu, Allah'ın insanları helak etme gücünü açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Âhar (آخر) kelimesi, bir şeyin zıddı veya benzeri olmayan, kendisinden sonra gelen anlamlarına gelir. 'Âharîn' (آخرين) ise, mevcut olanlardan farklı, onların yerine geçecek olan başka toplulukları ifade eder. Ayette, Allah'ın dilediğinde mevcut insan neslini yok edip, onların yerine başka bir nesil veya topluluk yaratabileceği vurgulanır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Âhar (آخر) kelimesi, 'evvel' (أول) kelimesinin zıddıdır ve bir şeyin sonunu veya sonrakini belirtir. Bu ayetteki 'bi-âharîne' (بِـَٔاخَرِينَ) ifadesi, Allah'ın mevcut insan topluluğunu yok ettikten sonra, onların yerine başka bir insan topluluğu yaratıp getireceğini ifade eder. Bu, Allah'ın yaratma ve değiştirme kudretinin bir göstergesidir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kadir (قدير) ismi, Allah'ın sıfatlarından olup, her şeye gücü yeten, dilediği her şeyi yapmaya muktedir olan demektir. Bu sıfat, Allah'ın iradesinin ve kudretinin sınırsız olduğunu gösterir. Ayetteki 'kâna'llâhu alâ zâlike kadîrâ' (وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ذَٰلِكَ قَدِيرًا) ifadesi, Allah'ın insanları yok etme ve yerlerine başkalarını getirme gücüne sahip olduğunu kesin bir dille belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kadir (قدير) kelimesi, Kur'an'da Allah'ın mutlak kudretini ifade eden temel kavramlardan biridir. Bu sıfat, Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmaksızın, dilediği her şeyi yaratma, yok etme ve değiştirme gücüne sahip olduğunu vurgular. Ayetteki kullanımı, Allah'ın insanlığın varoluşu ve yok oluşu üzerindeki tam ve sınırsız kontrolünü pekiştirir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(133) (İn yeşe' yüzhibküm eyyühenNâsü ve ye'ti Bi aharîn* ve kânAllahu alâ zâlike Kadîrâ;)
“Ey insanlar! Eğer Allah dilerse sizi giderir de başkalarını getirir. Ve Allah, buna kadirdir.”