Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû kûnû kavvâmîne bilkisti şuhedâe li(A)llâhi velev ‘alâ enfusikum evi-lvâlideyni vel-akrabîn(e)(c) in yekun ġaniyyen ev fakîran fa(A)llâhu evlâ bihimâ(s) felâ tettebi'û-lhevâ en ta'dilû(c) ve-in telvû ev tu'ridû fe-inna(A)llâhe kâne bimâ ta'melûne ḣabîrâ(n)
Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(135) (Ya eyyühellezîne âmenu kûnu kavvamîne Bil kıstı şühedâe Lillâhi velev alâ enfüsiküm evil valideyni vel akrabîn* in yekün ğaniyyen ev fakîren fAllahu evlâ Bihimâ felâ tettebiul heva en ta'dilu* ve in telvu ev tu'ridu fe innAllahe kâne Bi mâ ta'melune Habîrâ;)
“Ey imân edenler! Adaleti ayakta tutan ve
kendiniz, ana-babanız ve yakın akrabanız aleyhine de olsa, yalnız Allah için şâhitlik eden kimseler olunuz. Zirâ zengin de olsa, fakir de olsa, Allah ikisine de (sizden) daha yakındır. Nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın. Eğer (şâhitlik ederken) dilinizi eğer, bükerseniz veya çekinirseniz, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”