İn tubdû ḣayran ev tuḣfûhu ev ta'fû ‘an sû-in fe-inna(A)llâhe kâne ‘afuvven kadîrâ(n)
Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, Allah da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla kadirdir.
Nisâ 149. ayet, iyiliğin açığa vurulması veya gizlenmesi ile kötülüğün affedilmesi kavramları üzerinden Allah'ın 'Affeden' ve 'Güçlü' sıfatlarını vurgulamaktadır. Ayet, insan davranışları ile ilahi sıfatlar arasında bir bağ kurarak, affetmenin ve gücün önemini dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'bedv' kökünü 'bir şeyin gizliliğinin ortadan kalkması ve açığa çıkması' olarak tanımlar. Ayetteki 'tübdu' fiili, iyiliğin (hayr) gizlenmeyip ortaya konulması, başkaları tarafından bilinir hale getirilmesi anlamında kullanılmıştır. Bu, iyiliğin teşvik edici yönünü vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, bu tür fiillerin mecazi kullanımlarına dikkat çeker. 'Tübdu' fiili, sadece fiziksel bir açığa çıkarmayı değil, aynı zamanda bir niyetin veya eylemin dışa vurulmasını da ifade eder. Ayette, iyiliğin fiiliyata dökülerek görünür kılınması kastedilmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hafâ' kökünü 'bir şeyin görünmez olması, gizli kalması' olarak açıklar. Ayetteki 'tuhfûhu' fiili, iyiliğin (hayr) başkalarına gösterilmeden, sadece Allah rızası için yapılıp gizlenmesi anlamındadır. Bu, riyadan uzak, samimi bir niyeti ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'hafâ' kelimesinin hem gizli kalmak hem de gizlemek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, iyiliğin bilinçli olarak saklanması, yani 'gizli sadaka' gibi bir eylemi ifade eder ki bu da ihlasın bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'afv' kelimesini 'suçun izini silmek, onu ortadan kaldırmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'ta'fû' fiili, bir kötülüğe karşı misilleme yapmaktan vazgeçip, o kötülüğün etkisini ve cezasını ortadan kaldırmak anlamındadır. Bu, müminlere affediciliği öğütler.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'afv' kavramının Kur'an'daki merkeziyetine dikkat çeker. Ona göre 'afv', sadece bağışlamak değil, aynı zamanda bir kusuru veya günahı tamamen silip yok etmek, sanki hiç olmamış gibi davranmaktır. Ayetteki bağlamda, insanların birbirlerine karşı affedici olmaları teşvik edilmektedir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'afv'ın 'bir şeyin fazlasını almak' ve 'bir şeyi terk etmek' gibi farklı anlamlarını da belirtir. Ayetteki 'an sûin' (bir kötülükten) ifadesiyle birlikte kullanıldığında, kötülüğün cezasını talep etmekten vazgeçmek, onu affetmek anlamını pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'el-Afuvv' ismini, 'günahları silen, cezalandırmaktan vazgeçen' olarak açıklar. Ayette, insanların affedici olması durumunda Allah'ın da 'Afuvv' olduğu belirtilerek, ilahi affın insan davranışlarıyla ilişkisi kurulur. Bu, Allah'ın merhametinin ve bağışlayıcılığının bir tecellisidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'Afuvv' isminin 'mübalağa sîgası' olduğunu ve Allah'ın affediciliğinin sınırsızlığını ifade ettiğini belirtir. Ayette, Allah'ın bu sıfatının, kulların affedicilik vasfıyla karşılık bulduğu ve teşvik edildiği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kadr' kökünü 'bir şeyin miktarını ve sınırını belirlemek' olarak açıklar. 'Kadîr' ise, 'her şeye gücü yeten, dilediğini yapabilen' anlamındadır. Ayette, Allah'ın 'Afuvv' sıfatıyla birlikte 'Kadîr' sıfatının zikredilmesi, O'nun affetme gücünün sınırsız olduğunu ve dilediği zaman affedebileceğini gösterir. Bu, aynı zamanda O'nun cezalandırmaya da gücünün yettiği halde affetmeyi tercih ettiğini ima eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'Kadîr' isminin Allah'ın mutlak kudretini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın affetme kudretinin yanı sıra, kulların iyiliklerini açığa çıkarma veya gizleme, kötülükleri affetme gibi eylemlerinin de O'nun kudreti dahilinde olduğunu ve O'nun bu eylemleri takdir ettiğini gösterir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(149) (İn tübdu hayren ev tuhfuhu ev ta'fü an sûin feinnAllahe kâne Afüvven Kadîrâ;)
“Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, yahut da bir kötülüğü bağışlarsanız, biliniz ki, Allah da çok bağışlayıcıdır, her şeye hakkıyla kadirdir.”