İçeriğe atla
Nisâ 153Cüz 6 · Sayfa 102

Nisâ Sûresi 153. Âyet

النساء

Sohbete sor

Yes-eluke ehlu-lkitâbi en tunezzile ‘aleyhim kitâben mine-ssemâ-/(i)(c) fekad seelû mûsâ ekbera min żâlike fekâlû erina(A)llâhe cehraten feaḣażet-humu-ssâ'ikatu bizulmihim(c) śümme-tteḣażû-l'icle min ba'di mâ câet-humu-lbeyyinâtu fe'afevnâ ‘an żâlik(e)(c) veâteynâ mûsâ sultânen mubînâ(n)

Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. (Buna şaşma!) Musa'dan, bundan daha büyüğünü istemişler ve "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Böylece zulümleri sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine apaçık deliller gelmesinin ardından (tuttular) buzağıyı tanrı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa'ya apaçık bir güç ve yetki verdik.

Nisâ Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(153) (Yes'elüke ehlül  Kitabi en tünezzile aleyhim Kitaben mines Semâi fekad seelü Mûsâ ekbere min zâlike fekalu erinAllahe cehreten feehazethümüs saıkatü Bi zulmihim* sümmettehazül ıcle min ba'di ma caethümül beyyinatu fe afevna an zâlik* ve ateyna Mûsû sultânen mübînâ;)

“Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Mûsâ'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım

çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Mûsâ'ya açık bir delil (yetki) verdik.” Mûsâ (a.s.) kavminden seçilen yetmiş kişi ile birlikte kitabı almak için Tur dağına giderken yanındakiler, “ya Mûsâ sen bize Allah’ı açık seçik göstermez isen, biz sana da, peygamberliğine de inanmayız” dediler. Bunun üzerine bir gürültü geldi hepsi ölü hükmüne girdiler, bunun üzerine Mûsâ (a.s.) Rabbine ricada bulunuyor “Ya Rabbi bunlar böyle ölürlerse kavmim bunları yaptıklarıma şahit olmasınlar diye benim öldürdüğümü düşünecek” diyor. Bunun üzerine Cenâb-ı Hakk onları tekrar eski haline getiriyor.

Mûsâ (a.s.) gibi ümmetide Cenâb-ı Hakk’ı açıkca görmeyi talep etti ve Mûsâ (a.s.) gibi onlarda düşüp bayıldılar, işte anlaşılıyor ki rüyetullah’ın bedeli can’dır. “Can” denilen de, daha evvelce doğru olarak bilinen bilgilerin yanlışlığının veya eksikliğinin anlaşılıp doğu olanların yerine konması “can” vermektir.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)