Ve-in eradtumu-stibdâle zevcin mekâne zevcin veâteytum ihdâhunne kintâran felâ te/ḣużû minhu şey-â(en)(c) ete/ḣużûnehu buhtânen ve-iśmen mubînâ(n)
Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek mi verdiğinizi geri alacaksınız?
Eğer bir eşi bırakıp da yerine diğer bir eş almak isterseniz, öncekine yüklerle mehir vermiş de bulunsanız, ondan bir şey geri almayın. O malı bir iftira ve açık bir günah isnadı yaparak geri alır mısınız?
Nisâ Suresi 20. ayet, evlilik hukuku çerçevesinde eş değiştirmeyi ve bu durumda mehrin iadesi meselesini ele almaktadır. Ayet, kadına verilen mehrin geri alınmasının 'iftira' ve 'apaçık günah' olduğunu vurgulayarak, kadının malî haklarını korumayı amaçlayan güçlü bir dilbilimsel yapıya sahiptir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'bedel' kelimesinin bir şeyin yerine geçmesi, onun yerini alması anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'istibdal' formu ise, bir eşin yerine başka bir eşi alma arzusunu, yani bir değişimi ifade eder. Bu, mevcut bir eşin yerine yeni bir eşin getirilmesi eylemini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'istibdal' kelimesini 'bir şeyi başka bir şeyle değiştirmek' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, bir eşin yerine başka bir eşin alınması durumunu, yani bir 'değişim' veya 'takas'ı mecazi olarak değil, doğrudan bir eylem olarak ele alır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'bedel' kökünün Kur'an'daki kullanımının, bir şeyin yerine başka bir şeyin konulmasıyla ilgili olduğunu belirtir. Bu ayetteki 'istibdal', evlilik bağlamında bir eşin diğeriyle değiştirilmesi eylemini ifade eder ve bu eylemin beraberinde getirdiği hukuki ve ahlaki sorumlulukları vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'zevc' kelimesinin hem erkek hem de kadın için kullanıldığını ve 'çift' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'zevcin mekâne zevcin' ifadesi, bir eşin yerine başka bir eşin alınması durumunu, yani evlilik birliğindeki bir tarafın değiştirilmesini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'zevc' kelimesinin 'birbirine eşlik eden iki şeyden her biri' olduğunu ve Kur'an'da hem erkek hem de kadın için kullanıldığını açıklar. Bu ayette, evlilik akdiyle birbirine bağlanmış olan eşlerden birini ifade eder ve bu eşin değiştirilmesi durumunu ele alır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'zevc' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'eş' anlamında kullanıldığını ve evlilik bağlamında karı-kocayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, evlilik ilişkisindeki bir tarafın, yani eşin değiştirilmesi durumunu açıkça ortaya koyar.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kıntar' kelimesinin 'çok mal' veya 'bir yük altın' anlamına geldiğini belirtir. Ayette, kadına verilmiş olan mehrin miktarının çokluğunu vurgulamak için kullanılmıştır; bu, mehrin ne kadar büyük olursa olsun geri alınamayacağını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'kıntar'ın 'çok mal' ve 'büyük bir hazine' anlamına geldiğini, bazen de belirli bir ağırlık birimi olarak kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, kadına verilen mehrin miktarının büyüklüğünü, hatta bir yük altın kadar olabileceğini vurgulayarak, bu hakkın dokunulmazlığını pekiştirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kıntar'ın 'çok mal' ve 'altın yığını' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, mehrin miktarının ne kadar büyük olursa olsun, boşanma durumunda kadından geri alınamayacağını, bu hakkın kutsallığını ve dokunulmazlığını ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'bühtan' kelimesinin 'asılsız bir iddia ile birini şaşırtmak ve ona iftira atmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayette, kadına verilen mehrin geri alınmasının, ona karşı yapılan haksız ve asılsız bir suçlama, yani bir iftira olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'bühtan'ın 'birini şaşırtacak kadar büyük bir yalan ve iftira' olduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, mehrin geri alınmasının, kadına karşı yapılan büyük bir haksızlık ve iftira olduğunu, bu eylemin şaşırtıcı derecede çirkinliğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'bühtan'ın 'birine karşı asılsız bir iddiada bulunmak ve onu şaşırtmak' olduğunu belirtir. Ayette, mehrin geri alınmasının, kadına karşı yapılan haksız bir itham ve iftira olduğunu, bu eylemin ahlaki ve hukuki boyutunu ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'ism' kelimesinin 'insanı hayırdan alıkoyan ve günaha sürükleyen fiil' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'isthmen mübînen' ifadesi, mehrin haksız yere geri alınmasının apaçık bir günah olduğunu, bu eylemin Allah katında kabul edilemez olduğunu vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ism' kelimesini 'günah' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, mehrin geri alınmasının sadece bir iftira değil, aynı zamanda açıkça haram olan, Allah'ın yasakladığı bir fiil olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ism' kavramının Kur'an'da 'günah' ve 'suç' anlamında kullanıldığını ve genellikle Allah'ın emirlerine karşı gelmeyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, mehrin haksız yere geri alınmasının, dinî ve ahlaki açıdan büyük bir günah olduğunu, bu eylemin Allah'ın koyduğu sınırlara tecavüz anlamına geldiğini vurgular.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(20) Ve in eredtümüstibdale zevcin mekâne zevcin ve ateytüm ıhdahünne kıntaren felâ te'huzu minhu şey'a* ete'huzunehu bühtanen ve ismen mübiynâ;)
“Eğer bir eşi bırakıp da yerine diğer bir eş almak isterseniz, öncekine yüklerle mehir vermiş de bulunsanız, ondan bir şey geri almayın. O malı bir iftira ve açık bir günah isnadı yaparak geri alır mısınız?”