Yâ eyyuhâ-lleżîne âmenû lâ yahillu lekum en teriśû-nnisâe kerhâ(en)(s) velâ ta'dulûhunne liteżhebû biba'di mâ âteytumûhunne illâ en ye/tîne bifâhişetin mubeyyine(tin)(c) ve'âşirûhunne bilma'rûf(i)(c) fe-in kerihtumûhunne fe'asâ en tekrahû şey-en veyec'ala(A)llâhu fîhi ḣayran keśîrâ(n)
Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(19) (Ya eyyühellezîne amenu lâ yahıllu leküm en terisün nisae kerhen, ve lâ ta'duluhünne litezhebu Bi ba'dı ma ateytümuhünne illâ en ye'tıne Bi fahışetin mübeyyinetin, ve aşiruhünne Bil ma'ruf* fein kerihtümuhünne feasa en tekrahu şey'en ve yec'alellahu fîhi hayren kesîra;)
“Ey imân edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helâl değildir. Verdiğiniz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye, onları sıkıştırmanız da helâl değildir. Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur.”