Ve(A)llâhu yurîdu en yetûbe ‘aleykum veyurîdu-lleżîne yettebi'ûne-şşehevâti en temîlû meylen ‘azîmâ(en)
Allah, sizin tövbenizi kabul etmek istiyor. Şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa düşmenizi istiyorlar.
Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar.
Nisâ 27. ayet, Allah'ın kullarına yönelik rahmetini ve tevbe kapısını açık tutma iradesini, buna karşılık şehvet düşkünlerinin insanları doğru yoldan saptırma arzusunu dilbilimsel bir karşıtlıkla ortaya koymaktadır. Ayet, 'tevbe', 'şehvet' ve 'meyl' gibi kavramlar üzerinden ahlaki bir ikilemi vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'irâde' kelimesinin 'revd' kökünden geldiğini ve bir şeyi talep etmek, arzu etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yurîdu' fiili, Allah'ın kulları için tevbeyi dilemesi, yani onlara kolaylık ve rahmetle muamele etme arzusunu ifade eder (el-Müfredât, s. 207).
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, iradenin, bir işi yapmaya veya terk etmeye yönelik kesin bir azim olduğunu ifade eder. Allah'ın iradesi, O'nun bir şeyi yaratma veya hükmetme dileğidir. Ayetteki 'yurîdu', Allah'ın kullarının tevbesini kabul etme ve onlara merhamet etme yönündeki ezelî ve mutlak dileğini gösterir (el-Külliyyât, s. 104).
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tevbe' kelimesinin hem kulun Allah'a yönelmesi hem de Allah'ın kula yönelmesi (tevbesini kabul etmesi) anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'en yetûbe aleykum' ifadesi, Allah'ın sizin tevbenizi kabul etmesi, size merhametle muamele etmesi demektir (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 135).
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tevbe'nin asıl anlamının 'rücu' (geri dönmek) olduğunu ve Allah hakkında kullanıldığında kulun tevbesini kabul ederek ona rahmetle yönelmek anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette Allah'ın kullarına olan lütfunu ve günahlarından dönmeleri durumunda onları bağışlama iradesini vurgular (el-Müfredât, s. 104).
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tevbe' kavramının Kur'an'da hem insanın Allah'a dönüşünü hem de Allah'ın insana dönüşünü (rahmetle yönelişini) ifade ettiğini belirtir. Allah'ın 'tevbe etmesi' (yetûbe aleykum) ifadesi, O'nun bağışlayıcı ve merhametli yönünü, günahkâr kullarına af kapısını açmasını simgeler (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 245).
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'şehvet' kelimesinin nefsin arzu ettiği, hoşlandığı şeyleri ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'şehvetlere uyanlar' ifadesi, nefsin aşırı isteklerine, haram ve günah olan arzularına tabi olan kişileri anlatır (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 1, s. 120).
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'şehvet'in nefsin bir şeyi şiddetle arzu etmesi olduğunu ve genellikle kötü ve haram olan şeylere yönelik arzular için kullanıldığını ifade eder. Ayette, insanları doğru yoldan saptırmak isteyenlerin, kendi nefsani arzularına tabi olanlar olduğu vurgulanır (el-Müfredât, s. 268).
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'şehvet'in nefsin lezzet aldığı her şey için kullanıldığını ve Kur'an'da genellikle olumsuz bağlamda, yani aşırıya kaçan ve insanı günaha sürükleyen arzular için zikredildiğini belirtir. Bu ayette, şehvetlerine uyanların, başkalarını da kendileri gibi sapıklığa sürükleme arzusunda oldukları anlatılır (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 3, s. 317).
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'meyl' kelimesinin bir şeyden sapmak, eğilmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'temîlû meylen azîmâ' ifadesi, şehvetlerine uyanların, müminlerin büyük bir sapıklığa, yani haktan tamamen uzaklaşmaya düşmelerini arzu ettiklerini gösterir (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 235).
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'meyl'in bir tarafa doğru eğilmek, adaletten ve istikametten sapmak anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'meylen azîmâ' (büyük bir sapıklık) ifadesi, şehvet düşkünlerinin, müminlerin dinî ve ahlaki değerlerden tamamen uzaklaşarak büyük bir günaha ve dalalete düşmelerini istediklerini vurgular (Umdetü'l-Huffâz, c. 4, s. 302).
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'meyl' kelimesinin Kur'an'da genellikle doğru yoldan sapma, adaletten ayrılma ve batıla yönelme anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, şehvetlerine uyanların, müminleri de kendileri gibi aşırı bir sapıklığa, yani Allah'ın emirlerinden tamamen uzaklaşmaya teşvik etme arzusunu ifade eder (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 312).
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(27) (VAllahu yurîdu en yetube aleyküm ve yurîdüllezîne yettebiuneş şehevati en temîlu meylen azîma;)
“Allah sizin tevbenizi kabul etmek istiyor. Halbuki şehvetlerine uyanlar ise, sizin doğru yoldan büyük bir meyl ile sapmanızı istiyorlar.”