Ve-iżâ kîle lehum te'âlev ilâ mâ enzela(A)llâhu ve-ilâ-rrasûli raeyte-lmunâfikîne yasuddûne ‘anke sudûdâ(n)
Münafıklara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) ve Peygambere gelin" dendiği zaman, onların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.
Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin!" denince, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.
Nisâ Suresi 61. ayet, münafıkların Allah'ın indirdiğine ve Peygambere çağrıldıklarında gösterdikleri olumsuz tepkiyi ve uzaklaşmayı dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, 'gelin' çağrısına karşılık 'yüz çevirme' eylemini vurgulayarak, bu zıtlığı semantik olarak güçlendirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'teâlâ' kelimesinin aslında 'yüksek bir yere çıkın' anlamına geldiğini, ancak zamanla 'gelin, yaklaşın' anlamında bir davet ve emir kalıbı olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah'ın indirdiğine ve Peygambere yönelme, onlara tabi olma çağrısını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'teâlâ' fiilinin mecazi olarak 'gelin' anlamında kullanıldığını, bunun bir davet ve çağrı olduğunu ifade eder. Ayetteki bağlamda, münafıklara yapılan bu çağrı, onların iman ve teslimiyetten uzak duruşlarını daha belirgin hale getirir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'enzelle' fiilinin Allah'a nispet edildiğinde, vahiy yoluyla bir şeyi göndermek, indirmek anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki 'mâ enzelellâhu' ifadesi, Kur'an'ı ve onun içerdiği hükümleri kapsar ve münafıkların bu ilahi mesaja karşı tavrını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'inzâl' kelimesinin bir şeyi yukarıdan aşağıya indirmek olduğunu, Kur'an bağlamında ise Allah'ın kelamını peygamberine vahyetmesi anlamına geldiğini belirtir. Bu ayette, münafıkların yüz çevirdiği şeyin ilahi kaynaklı bir hakikat olduğu vurgulanır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'münafık' kavramının Kur'an'da özel bir anlam kazandığını, dış görünüşte Müslüman olup içten inkâr edenleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, münafıkların Allah'ın ve Peygamberin çağrısına karşı gösterdikleri 'yüz çevirme' eylemi, onların bu ikiyüzlü karakterini açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nifak' kelimesinin 'nafak' (tünel) kelimesinden türediğini ve bir kapıdan girip diğerinden çıkmak gibi, bir yandan iman edip diğer yandan inkâr etmek anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki münafıklar, davete icabet etmeyerek bu ikiyüzlülüklerini sergilerler.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, nifakın, kalpteki küfrü gizleyip dilde imanı açığa vurmak olduğunu belirtir. Ayetteki münafıkların 'yüz çevirmesi', onların kalplerindeki inkârın bir tezahürüdür ve bu tanıma tam olarak uyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sadd' kelimesinin hem bir şeyi engellemek hem de bir şeyden yüz çevirmek, uzaklaşmak anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yesuddûne anke' ifadesi, münafıkların Peygamber'den ve dolayısıyla Allah'ın çağrısından tamamen yüz çevirdiklerini, uzaklaştıklarını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'sadd'ın bir şeyi men etmek, alıkoymak ve aynı zamanda bir şeyden yüz çevirip uzaklaşmak olduğunu ifade eder. Ayetteki kullanım, münafıkların çağrıya karşı gösterdikleri direnci ve isteksizliği vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'sadd' fiilinin Kur'an'da genellikle hak yoldan alıkoyma veya haktan yüz çevirme anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, münafıkların Peygamber'den yüz çevirmesi, onların hakikatten uzaklaşma eğilimlerini açıkça ortaya koyar.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'sudûden' kelimesinin 'yesuddûne' fiilinin masdarı olarak geldiğini ve bu tür masdarların fiilin anlamını pekiştirdiğini, eylemin şiddetini ve kesinliğini vurguladığını belirtir. Ayetteki kullanımı, münafıkların yüz çevirme eyleminin sıradan bir kaçınma değil, tam bir uzaklaşma ve inatlaşma olduğunu ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sudûden' kelimesinin 'yüz çevirme' fiilinin teyidi olduğunu ve bu yüz çevirmenin tam ve kesin olduğunu vurguladığını belirtir. Bu, münafıkların çağrıya karşı gösterdikleri tepkinin ne denli kararlı ve olumsuz olduğunu gösterir.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(61) (Ve izâ kıyle lehüm tealev ilâ ma enzel Allahu ve ilerRasûli raeytel münafikîne yesuddune anke sududâ;)
“Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve Peygambere gelin!" denince, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.”