Ve-iżâ hadara-lkismete ulû-lkurbâ velyetâmâ velmesâkînu ferzukûhum minhu vekûlû lehum kavlen ma'rûfâ(n)
Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.
Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.
Nisâ Suresi'nin 8. ayeti, miras taksimi sırasında sosyal adalet ve merhamet ilkelerini vurgulamaktadır. Ayet, yakınların, yetimlerin ve düşkünlerin haklarını gözetmeyi ve onlara karşı güzel sözlü olmayı emrederek toplumsal dayanışmanın önemini dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hudûr' kelimesini bir yerde bulunmak, hazır olmak olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda ise miras taksimi esnasında bu kişilerin fiziken orada bulunmaları ve bu duruma şahit olmaları kastedilir. Bu, onların haklarının gözetilmesi için bir ön koşuldur.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hadara' fiilinin burada 'şehide' (şahit oldu) anlamında kullanılabileceğini belirtir. Yani, bu kişiler taksim işlemine şahit olurlar ve bu durum, onlara bir pay verilmesi veya güzel söz söylenmesi gerekliliğini doğurur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kısmet' kelimesini 'taksim' ve 'paylaştırma' olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, mirasın hak sahipleri arasında bölüştürülmesi sürecini ifade eder ve bu süreçte diğer ihtiyaç sahiplerinin de gözetilmesi gerektiğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kasm' kökünün 'bir şeyi parçalara ayırmak, bölmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Kısmet' ise bu bölme işleminin kendisidir. Ayette, mirasın bölüşülmesi anında, mirasçı olmayan ancak ihtiyaç sahibi olan kişilere de pay ayrılması emredilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yetim' kelimesini 'babasını kaybetmiş çocuk' olarak tanımlar. Ayetteki bağlamda, miras taksimi sırasında orada bulunan ve babasız olmaları nedeniyle özel bir korumaya ve ilgiye muhtaç olan çocukları ifade eder. Onlara miras malından bir pay verilmesi veya güzel söz söylenmesi emredilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'yetim' kavramının sadece babasızlığı değil, aynı zamanda toplumsal savunmasızlığı ve korunmaya muhtaçlığı da ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, yetimlerin miras taksimi gibi hassas bir durumda mağdur edilmemesi, aksine gözetilmesi gerektiği vurgulanır.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'miskin' kelimesini 'hareket edemeyecek kadar fakir, hiçbir şeyi olmayan' olarak açıklar. Ayetteki 'mesâkîn' ise, miras taksimi sırasında orada bulunan ve geçim sıkıntısı çeken, yoksul insanları ifade eder. Onlara da miras malından bir pay verilmesi veya güzel söz söylenmesi emredilir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'miskin'in 'sükûn' kökünden geldiğini ve 'hareketsiz kalmış, iş yapamaz hale gelmiş' anlamını taşıdığını belirtir. Bu, onların yoksullukları nedeniyle toplumsal hayatta pasifize olmuş durumlarını vurgular. Ayette, bu kişilerin miras taksimi anında unutulmaması ve onlara yardım eli uzatılması gerektiği ifade edilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rızk' kelimesini 'Allah'ın canlılara verdiği her türlü nimet' olarak tanımlar. Ayetteki 'farzukuuhum' emri, miras malından bu kişilere bir pay ayırarak onların geçimlerine katkıda bulunmayı ifade eder. Bu, sadece maddi bir yardım değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rızk' kavramının Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu ve maddi geçim kaynaklarını ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, miras malından 'yakınlara, yetimlere ve düşkünlere' bir pay verilmesi emri, onların temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bir 'rızık' teminidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ma'rûf' kelimesini 'iyi, güzel, dinin ve aklın hoş gördüğü şey' olarak açıklar. Ayetteki 'kavlen ma'rûfen' ifadesi, miras taksimi sırasında bu kişilere karşı kaba ve kırıcı olmamayı, aksine onlara nazik, anlayışlı ve teselli edici sözler söylemeyi emreder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ma'rûf' kavramının Kur'an'da 'toplum tarafından iyi ve doğru kabul edilen, örfe uygun' anlamını taşıdığını belirtir. Bu ayette, miras taksimi gibi hassas bir durumda, ihtiyaç sahiplerine karşı sadece maddi yardımın değil, aynı zamanda onurlarına ve duygularına saygı gösteren 'güzel söz'ün de önemli olduğu vurgulanır.
Nisâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
(8) (Ve izâ hadarel kısmete ulülkurba vel yetamâ vel mesakînu ferzukuhum minhu ve kulu lehüm kavlen ma'rufa;)
“Paylaşma sırasında akrabalar, öksüzler, yoksullar hazır bulunurlarsa, onlara da bir şey verin ve onlara güzelce sözler söyleyerek gönüllerini alın.”