Huve-lleżî yuhyî veyumît(u)(s) fe-iżâ kadâ emran fe-innemâ yekûlu lehu kun feyekûn(u)
O, yaşatan ve öldürendir. Bir şeye karar verdiğinde, ona sadece "ol" der, o da oluverir.
Mü'min (Ğâfir) Sûresi
Hayy ve mümit ve esmâ-i ilahiyyedendir. Bu âlem ve bizler bir an var ve bir an “adem”deyizdir. Bu anlık yaşam ve ölümdür. Kişinin doğması ve ölmeside zahiri beşeri yaşamıdır. İlahi hüviyetin hayy ve mümüt esmâsını idrak etmek için ölmeden ölüp, “ne yaşar ne yaşamaz” denildiği gibi dolayısıyla salt bir varlık, cesetsiz bir şuur olarak İbrahim (a.s) mertebesine ve daha sonra ise seyrinde bakabillah, Muhammed (s.a.v.) mertebesine ulaşmak gerekir. “Kün fe Yekün” bu mertebenin idraki, duası ve duygulara hayat verme ve öldürme mertebesidir. (Murat Derûni) Bu âlemlerin oluşması için mutlak olarak Cenâb-ı Hakk (c.c.)’ın kaadir hükmünün faaliyette olması gereklidir. Bununla birlikte faaliyete geçmesi gereken bütün esmâi ilâhîyyeler faaliyete geçmektedirler.
Oluşum için Üç şey gereklidir onlar da, Zât, irade ve kavil’dir. Cenâb-ı Hakk (c.c.) için “hû” zâtı, “erâde” iradesi ve kelâm “kün” emridir.
“Ol” denilen şey hemen olur, yoksa irade sahibi olan zât onu yapmaz, One emretmiş ise o olur çünkü “Ol” emrini kabul edip hemen olmak, kendisine “Ol” denilen şeyin içerisinde ayanı sabite olarak mevcûttur. “Ol” emri bu ayanı sabitenin faaliyete geçmesinden başka bir şey değildir.
Örneğin bir buğday tanesinin toprağa ekilmesi ona “Ol” denilmesi emridir.[85]