İçeriğe atla
Fussilet 14Cüz 24 · Sayfa 478

Fussilet Sûresi 14. Âyet

فصلت

Sohbete sor

İż câet-humu-rrusulu min beyni eydîhim vemin ḣalfihim ellâ ta'budû illa(A)llâh(e)(s) kâlû lev şâe rabbunâ le-enzele melâ-iketen fe-innâ bimâ ursiltum bihi kâfirûn(e)

Hani onlara peygamberler önlerinden ve arkalarından gelmiş, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyin" demişler, onlar da, "Eğer Rabbimiz dileseydi (Peygamber olarak) melekler indirirdi. Bu sebeple, biz sizinle gönderilenleri inkar ediyoruz" demişlerdi.

Fussilet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

İz câethumur rusulu, O vakti hatırlaki hani onlara min beyni eydîhim ve min halfihim, önlerinden ve arkalarından peygamber gelmişti, onlardan daha önce ve daha sonra, ayrıca önlerinden yani hazırda karşı karşıya nasihat ettiler, arkalarından yani peygamber-lerinin sözleri onlara bazen daha sonra anlatılarak nasihat edildi.

ellâ tagbudû illallâh, kendi akıllarınız ile ilâh kabul ettiğiniz, ve nefislerinizin muhabbet ettiği, mahlûk cinsinden olan sûretlere gönül verip tapmayasınız. Ancak bütün bu âlemleri ve içinde bulunanları ve sizleri de halkeden kadiri mutlak olan Allah’a kulluk ediniz.

kâlû lev şâe rabbunâ, eğer Rabb’ımız dileseydi, demek sûreti ile Rabb’ı kabul etmekteler leenzele melâiketen, bunu yapabileceğini de biliyorlardı ancak rabb’ın yaptığı işlerini beğenmediklerini ifade ediyorlardı.

feinnâ bimâ ursiltum bihî kâfirûn Çünkü peygamberi meleklerden bekliyorlar idi, veya inkâr sebeblerini böyle perdeliyor idiler, bu yüzden peygamberlerini inkâr ediyorlar idi bu yüzden inkârcı, ehli küfürden oldular.


41.15*************فَاَمَّا عَادٌ فَاسْتَكْبَرُوا فِى الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَقَالُوا مَنْ اَشَدُّ مِنَّا قُوَّةً اَوَلَمْ يَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ الَّذٖى خَلَقَهُمْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَكَانُوا بِاٰيَاتِنَا يَجْحَدُونَ
(41/15) – (Feemmâ âdun festekberû fil ardı biğayril hakkı ve kâlû men eşeddu minnâ kuvveh, e ve lem yerav ennallâhellezî halekahum huve eşeddu minhum

kuvveten, ve kânû biâyâtinâ yechadûn.)

(41/15) – “Âd kavmi ise yeryüzünde haksız olarak büyüklük taslamış, "Bizden daha güçlü kim var?" demişlerdi. Onlar, kendilerini yaratan Allah'ın onlardan daha güçlü olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi inkâr ediyorlardı.”


NOT= Bu âyet-i kerime’ye başlamadan, عَادٌ/ âd kelimesinin sayı değerlerine bir göz atalım. ع/Ayn, (70) ا/ elif (1-13) د/dal (4) tür, tek sayılar olarak toplarsak, (7+1+4=12) eder ki, hakikat-i Muhammed-i’dir. Ayrıca elif (13) tür. O da hakikat-ül Ahadiyyet-ül Ahmediyye’dir. Bu durumda ad kavminin bağlı olduğu yer bellidir.