İçeriğe atla
Fussilet 17Cüz 24 · Sayfa 478

Fussilet Sûresi 17. Âyet

فصلت

Sohbete sor

Ve emmâ śemûdu fehedeynâhum festehabbû-l'amâ ‘alâ-lhudâ feeḣażet-hum sâ'ikatu-l'ażâbi-lhûni bimâ kânû yeksibûn(e)

Semud kavmine gelince, biz onlara doğru yolu göstermiştik. Ama onlar körlüğü hidayete tercih etmişler ve yaptıklarına karşılık, alçaltıcı azap yıldırımı onları çarpmıştı.

Fussilet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve emmâ semûdu. Semûd kavmine gelince. Evvelâ “ثَمُودُ/semud” un nsayı değerlerine bakalım. ث/se, 500 م/mim, 40 و/vav, 6 /د/dal, 4 . Bu sayıların sıfırlarını kaldıp toplarsak, (5+4+6+4=19) insân-ı Kâmildir ki, kendi bulundukları isyanın kemâlâtını yaşamışlardır.

Böylece onlar da bâtınen de Hazret-i Muhammed’e

bağlıdırlar, ancak yaptıklarında müstakil olduklarından sorumlulukları kendilerine aittir. Bu âyet-i kerime’de görüldüğü gibi zât-i dir.

Fehedeynâhum, onlara biz hidayet verdik demek sureti ile, zat cihetinden haber verildiği bildirilmektedir. Bu yüzden kendilerinde “Hâdi” ismi oranının daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Ancak onlar bunu davranışları yüzünden “mudil” e çevirdiler.

festehabbul a’mâ, Ancak onlar körlüğü sevmek istediler, yani nefs ve benlik perdeleri ile kendi kendilerini perdelenmiş olduklarından, kendilerine de bu gaflet hali, Hakk’tan ayrı kayıtsız ve müstakil yaşamak güzel geldiğinden Hakk’ı görmeme, körlüğünü sevdiler. Çünkü bu suretle emri İlâh-i/İlâh-î emirleri duymayıp görmediklerine, kılıf uydurmuş olacaklardır. İşte bu yüzden. alel hudâ, hidayet üzere oldukları halde, körlü-ğü sevmek istediler ve öyle yaşamaya devam ettiler.

Feehazethum, işte bu yüzden onları tuttu, sâıkatul, bir yıldırım, azâbil hûni, hor ve hakir eden bir azap, bimâ kânû yeksibûn. Yapmış oldukları kötülüklerin neticesinde.

Kendilerine tanınan imkânları yerinde kullanmayıp, Hâdi’yi Mudil-e döndürdükleri için, ve bütün esmâ-i İlâhiye ve sıfat-ı zâtiyyeyi tam tersi istikamette kullan-dıkları için, daha bu dünyada iken hor ve hakir bir azaba düçar oldular. Ahret ise daha çetin ve zordur.


41.18*************وَنَجَّيْنَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَ
(41/18) – (Ve necceynellezîne âmenû ve kânû yettekûn.)

(41/18) – “İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtardık. “


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)