Ve necceynâ-lleżîne âmenû ve kânû yettekûn(e)
İnananları ve Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.
Fussilet Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Ve necceynâ, biz necat verdik-kurtardık, görüldüğü gibi bu âyet-i kerime’de zâtidir. Çünkü biz necat verdik demek sureti ile, Hakk, fâilin kendi olduğunu, kendi kitabında bizlere bildirmektedir. Ancak burada ki, necat verilmesi, devamında belirtilen kula bağlı fiil, neticesinde olduğu ifade edilmektedir. Yani necat-ı veren Hakk, ancak kul tarafından yapılan fiil, bir hüküm neticesinde verilmektedir.
ellezîne âmenû, o kimseler ki, evvelâ imân ettiler. Sonra, ve kânû yettekûn, yani, ittika/sakınma sahibi oldular. Bilindiği gibi ittikanın her mertebede ayrı bir hükmü vardır. En kemâllisi varlığında bulunan Hakk’ı, gafleti sebebiyle unutmaktan sakınma’dır. İşte her mertebede, o mertebenin hali ile, ittika halinde yaşayan kimselere nefsinden necat-ı/kurtuluşu zâtından vermiştir.
41.19*************وَيَوْمَ يُحْشَرُ اَعْدَاءُ اللّٰهِ اِلَى النَّارِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
(41/19) – (Ve yevme yuhşeru agdâullâhi ilen nâri fehum yûzeûn.)
(41)19) – “Allah'ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!”