İçeriğe atla
Fussilet 22Cüz 24 · Sayfa 479

Fussilet Sûresi 22. Âyet

فصلت

Sohbete sor

Vemâ kuntum testetirûne en yeşhede ‘aleykum sem'ukum velâ ebsârukum velâ culûdukum velâkin zanentum enna(A)llâhe lâ ya'lemu keśîran mimmâ ta'melûn(e)

"Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."

Fussilet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve mâ kuntum siz olmadınız, yani hayal ve nefsi beşeriyyeden kurtulup insan olmadınız. testetirûne, bu yüzden hayal ve benlik perdesi altında saklanıyordunuz, gizlenmeye çalışıyordunuz, en yeşhede, şahitlik yapma-sından, aleykum, sizin üzerinize ve aleyhinize, sem'u-kum, kulağınız. Bilindiği gibi kulak dilin müşterisidir ve oradan içeriye beden mülküne/varlığına her türlü ses

ve söz girer ve kişi buradan gelen/giren bilgileri ve sözleri ve sesleri kendi beşeriyeti ve şartlanmaları istikametinde ise onları alır ve tatbik eder.

Eğer aksi ma’nâ da ise kulak kapısından içeriye sokmaz, işte bahsedilen halde olan kişiler ise nefisleriyle yaşadıklarından, peygamberler vasıtası ile kendi varlıkla-rına tebliğ edilen, akl-ı küll’den gelen tebliğleri işlerine gelmediği için kulaklarını tıkayıp dinlemediler. Bu yüzden onların kulaklarıda bu hakikatlerden mahrum kaldığından kendilerine emâneten verilip Hakk sözlerini bu kulaklar vasıtası ile dinlemeleri lâzım geldiğinden, ancak onlar bu kulaklar ile sadece nefsani ses, söz ve sadaları dinledik-lerin den onlar üzerinde haksızlık yapmalarından dolayı o kulaklarda onların aleyhinde şahitlik yapmışlar/yapa-caklardır.

ve lâ ebsârukum, sizin gözlerinizde yok. Gerçi gözlerini açık ve var zannederler, eşyayı görürler, ama eşyanın gerçek yüzünü göremediklerinden, a’mâ hükmündedirler, işte bu yüzden, (17/72) “Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır.” Bu gün Hakk’ı bu gözle bu âlemde göremeyenler yarın ahrette de göremeyecekler, ve işte bu yüzden, bu ma’nâ da. aslında gözleri yok hükmündedir.

Yegâne vasıta-i ruyet iken, göremez kendini dide bile.

Denmiştir. Yani yegâne/tek görme vasıtamız olan gözümüz dahi her şeyi görür ancak sadece kendisini göremez. Çünkü, kendisini görmesi için karşısında bir ayna olması lâzımdır. Bu da bir’in ikiliğidir, bir ise kendini ancak (ente/sen/men/kim) olan ikide görür, bir bir oldukça kendini göremez. Sadece kendi kendinde olur, bu oluş ise kendinde olan bir oluştur, işte bu yüzden (bilinmekliğini) istemesi kendine bir ayna olması ve orada kendini seyretmesini istemesidir.

Hakk, halk âleminde/aynasında isim ve sıfatlarını, Âdem aynasında ise zâtını seyretmeyi murad etmiştir. Bu yüzden Âdem/insân-ı Kâmil, âlemin göz bebeğidir, ve bu âlemde kendinden başkasını görmez bu yüzden onların hayali gözleri yoktur, her yerleri göz olmuştur.

Ehli gaflete gelince, onlar bakar körlerdir, bu yüzden gözleri yok hükmünde dir.

ve lâ culûdukum, ciltlerinizin de aleyhinizde şahitlik yapmalarından saklanıyordunuz. Bir bakıma insanın cildi/derisi bedeninin tamamını kapladığı için en büyük göz hükmündedir ve en geniş ma’nâ da dokunma ve algılama duygu sahasıdır. Bedenle ve yaşamı ile ilgili her şeyinden haberi vardır, bu yüzden şahit olduğu hadiseler çoktur, bu yüzden şahitliği daha çok sahada geçerlidir. Ve sahibide bu yüzden onun şahitliğinden korkup ondan saklanmaya çalışır ancak bu mümkün değildir nereye saklansa, oda onun üstünde olduğu için, her nerede olursa olsun onu ihbar eder, bu yüzden bedeni cildinin şahitliğinden korkup saklanır.

ve lâkin zanentum, ancak siz zannetmiştiniz. Bu sadece sizin canınızın istediği ama aslı olmayan cahilce bir zandı, bunlar biz dünyada nasıl gizledi isek ahrette de gizleriz diye zan kurarak düşünmüştünüz. Ve bu yüzden.

ennallâhe lâ yağlemu kesîran, Allah çoğunu bilmez, mimmâ tağmelûn, yaptıklarımızın, diye düşünmüştünüz. Ancak işin aslı öyle değildir. O sizin gizlediklerinizi de açıkladıklarınızı da mutlaka bilir.


NOT= Buraya kadar, yazılanlar (2015) umresi süresi içinde yazılmaya devam edilmiştir. Sonrasına da vakit bulundukça devam edilmiştir. T.B.


41.23*************وَذٰلِكُمْ ظَنُّكُمُ الَّذٖى ظَنَنْتُمْ بِرَبِّكُمْ اَرْدٰیكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
(41/23) – (Ve zâlikum zannukumullezî zanentum birabbikum erdâkum feasbahtum minel hâsirîn.)

(41/23) - "İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O, sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz."


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)