İçeriğe atla
Fussilet 21Cüz 24 · Sayfa 479

Fussilet Sûresi 21. Âyet

فصلت

Sohbete sor

Ve kâlû liculûdihim lime şehidtum ‘aleynâ(s) kâlû entakana(A)llâhu-lleżî entaka kulle şey-in ve huve ḣalekakum evvele merratin ve-ileyhi turce'ûn(e)

Onlar derilerine, "Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?" derler. Derileri de der ki; "Bizi her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca O'na döndürülüyorsunuz."

Fussilet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve kâlû, dediler, liculûdihim, ciltlerine, onları saran muhafaza eden cilt/elbiselerine, lime şehidtum aleynâ, biz bu kadar senedir beraber idik, beraber yaşadık dostluk ettik, niye aleyhimize tanıklık yaptınız? Bunun üzerine ciltler gene dile gelip, kâlû, dediler, entakanallâhu, siz bizi susturmuş idiniz ama Allah bizi konuşturdu, çünkü bu gün sizin elinizden bizim tutsaklığımız sona erdi ve de hür olduk, bu Cenâb-ı Hakk’tan bize tanınan bir hak’tı. ellezî, o öyle kudret sahibidir ki, entaka, konuşturdu, kulle şey'in, her şeyi, biz size bunları yapmayın diye hal dili ile hep söyledik/konuştuk ama siz duymadınız. ve huve, O, halekakum, sizi halketti, size men/kim diye kimlik verdi evvele merratin, ilk sefer verdiği gibi, ve ileyhi turceûn, Ona döndürüleceksiniz. Bunda hiç şüphe yoktur.

Ancak döndürülüş, kişinin zannı ve men/kimliğini

hangi esmâ-i ilâhiye üzere sabitlemişse, o ismin tasarrufu altında Hakk’a döndürülecektir. Yani bir insanın ağırlıklı yaşam hali mudil ismi istikametinde ise, mudil ismi yönünden mudil sahasına döndürülecektir.

Eğer hâdi ismi cihetinden ağırlıklı bir yaşam, men/kimlik oluşturmuş ise, o ismin hazreti sahasına dön-dürülüp ahreti, hidayet isminin sahasında hangi mertebe de ise oraya döndürülecektir.


41.22*************وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَتِرُونَ اَنْ يَشْهَدَ عَلَيْكُمْ سَمْعُكُمْ وَلَا اَبْصَارُكُمْ وَلَا جُلُودُكُمْ وَلٰكِنْ ظَنَنْتُمْ اَنَّ اللّٰهَ لَا يَعْلَمُ كَثٖيرًا مِمَّا تَعْمَلُونَ

(41/22) – (Ve mâ kuntum testetirûne en yeşhede aleykum sem'ukum ve lâ ebsârukum ve lâ culûdukum ve lâkin zanentum ennallâhe lâ yağlemu kesîran mimmâ tağmelûn.)

(41/22) - "Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lâkin, yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğini sanıyordunuz."


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)