İçeriğe atla
Fussilet 30Cüz 24 · Sayfa 480

Fussilet Sûresi 30. Âyet

فصلت

Sohbete sor

İnne-lleżîne kâlû rabbuna(A)llâhu śümme-stekâmû tetenezzelu ‘aleyhimu-lmelâ-iketu ellâ teḣâfû velâ tahzenû ve ebşirû bilcenneti-lletî kuntum tû'adûn(e)

Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: "Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va'dedilmekte olan cennetle sevinin!"

Fussilet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Görüldüğü gibi bu âyet’i kerime de Rahmaniyyet sıfat mertebesinden tarif üzere bildirilmektedir.

İnnellezîne kâlû, o kimselerki dünya hayatlarında yaşadıkları süre içerisinde kendilerinde hâkim olan bir anlayış ve irfaniyet ile, muhakkak dediler. Kavi ve güçlü bir anlayışla, Rabbunallâhu, Rabb’ımız Allah’tır dediler. Görüldüğü gibi burada “dediler” hükmü ile çoğuldan bahsedilmektedir. Hâl böyle olunca bu hükmün altına birçok mertebede cennet ehli namzeti olanlar girmekte dir. Bu hitabın, bu hitaba muhatap olan kimselere ölüm hallerinde, müjde olarak veya daha henüz cennete girmediklerinden evvel, gene müjde olarak kendilerine bildirildiği anlaşılmaktadır.

Rabb’ımız Allah’tır, diyen birçok imân ehli guruplar vardır, bunların da Rabb anlayışları değişiktir. Ancak irfan ehlinin bu anlayışı Rabb’ul erbab olan gerçek îkân hakikatiyle anladıkları “Allah” (c.c) hü’dür. Bunlarda kendilerinde bütün esmâ-i İlâhiyeyi cem etmişler ve hepsininde gerektiğinde hakkını vermiş olanlardır.

Summestekâmû, sonra bu anlayış üzerine evvelâ

sırat-ı müstakim, daha sonra sıratullah üzerinde, ve gerçek irfaniyetleri ile yol almış ve miraca doğru yükselme kaydetmişlerdir. Bu yükselme kaydedenlere, tetenezzelu aleyhimul melâiketu, onların üzerine akın akın melekler iner.

Bir evvelki âyette belirtildiği gibi, kendilerine uyanları esfeli safiline çeken cinler, onlara uyan insanların nasıl cehennem ehli olduğu belirtilmiş ve oraya çekilmişler ise burada da, Rabb’ımız Allah’tır, diyenlerin dostlarının da gök ehli olan melâike-i kiram’ın karşılamaları vardır.

ellâ tehâfû, dünya hayatında hep Hakk üzere ve Hakk ile olduğunuzdan sakın hâ korkmayın. ve lâ tah-zenû, yapmış olduğunuz sâlih amellerin ve muhabbet-i İlâhiyyenizin boşa gideceğinden mahzun da olmayın. ve ebşirû bil cenneti, onlara, her mertebede olan cennet namzetlerine, bulundukları halleri itibariyle gaybi iman özelliklerinden dolayı, cennet ile müjdelenirler. Bunlar arasında olan ârifler ise zat cenneti ile müjdelenirler. Aslında daha onlar burada gönül cennetine girmişlerdir.

tilletî kuntum tûadûn, zâten daha evvelce bunlarla vadolunmuşlardı. Bu vaadleri bulacaksınız diye kendileri-ne melekler terafından, müjdeler verilir.


41.31*************نَحْنُ اَوْلِيَاؤُكُمْ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِى الْاٰخِرَةِ وَلَكُمْ فٖيهَا مَا تَشْتَهٖى اَنْفُسُكُمْ وَلَكُمْ فٖيهَا مَا تَدَّعُونَ

نُزُلًا مِنْ غَفُورٍ رَحٖيمٍ

(41/31) – (Nahnu evliyâukum fil hayâtid dunyâ ve fil âhırah, ve lekum fîhâ mâ teştehî enfusukum ve lekum

fîhâ mâ teddeûn.)

(41/32) – (Nuzulen min ğafûrir rahîm.)

(41/31-32) "Biz dünya hayatında da âhirette de sizin dostlarınızız. Çok bağışlayan ve çok merhametli olan Allah'tan bir ağırlama olarak, orada canlarınızın çektiği her şey var, istediğiniz her şey orada sizin için var."
-------------------