İçeriğe atla
Fussilet 39Cüz 24 · Sayfa 481

Fussilet Sûresi 39. Âyet

فصلت

Sohbete sor

Vemin âyâtihi enneke terâ-l-arda ḣâşi'aten fe-iżâ enzelnâ ‘aleyhâ-lmâe-htezzet verabet(c) inne-lleżî ahyâhâ lemuhyî-lmevtâ(c) innehu ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)

Allah'ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz O, her şeye gücü hakkıyla yetendir.

Fussilet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve min âyâtihî. Onun, âyet/işaretlerinden’dir, denmek sureti ile, burada Rahmâniyyet mertebesinden bir anlatım vardır. Enneke, muhakkak ki sen, teral arda, yeryüzünü görüyorsun, hâşiaten, huşukâr, yani kıştan yeni çıkmış içine dönük tefkkür halinde, yeni gelişmelere hazır halde. Ve ya kişiye dönük olarak, sen kendinde ki bu tefekkür ve huşu halleri ile yeryüzünü ve kendi beden arzını görüyorsun, diyerek anlatım devam etmektedir.

Feizâ enzelnâ, “Biz indirdiğimiz zaman” burada âyete biraz dikkatle baktığımız da hitabın değiştiğini ve inzal/indirmenin Zât-ı ilâh-i tarafından yapıldığını ve bu fiilin kendine ait olduğunu kendisi ifade etmektedir ki, “lâ fâile illâllah” hükmüdür, irfan ehline yaşamıda müşa-hedesi de açıktır.

Aleyhel mâe, üzerine suyu, arz toprağına veya beden arzı toprağına. Ehtezzet ve rabet, harekete geçer ve şişer, görüldüğü gibi buradan itibaren tekrar Rahmâniyyet mertebesinden anlatım devam etmektedir.

İnnellezî ahyâhâ lemuhyil mevtâ, O Zât-ı mutlak ölüleri diriltecektir. innehû alâ kulli şey'in kadîr. O her şeye kadirdir.

Özetle tekrar ifade etmeye çalışırsak. Aslında bütün âlem onun “Allah” ın işaretlerinden dir ki, buda tafsili ve fiziki Kur’ân dır. Bu âlemde görünen ne varsa hepsi bölümleri itibari ile de, âyât-i kur’âniyye’dir. İnsan ise

kur’ân-ın en büyük âyetlerinden’dir. Ve hakkında ayrıca bir sureside vardır (67) Bu insan Hakk’tan uzak kaldığında, gönlü ve ruhu kupkuru kalmış olur, işte böyle sıkıntılı zamanlarında, bunun sebebini idrak ve huşu ile düşündüğü zaman, gönül/beden toprağına Onun Zâtından İlim ve hayat suyu nazil olmaya başlar, bu sebeb ile kendisinde yeni açılımlar gelişerek ölü vasfında olan iç âlemi yavaş yavaş ölü iken hayat bulmaya başlar.

Böylece o her şeye kadirdir. Bu halin diğer bir ifadesi ise, “Biz indirdiğimiz zaman” demek sureti ile inzal/ indirmeyi Zâtına bağlamış olmaktadır. İşte İrfan ehlinden karşısında bulunan Hakk taliplerinin, beden ve gönül arzlarına aktarılan, tevhid ve Zât-i bilgilerinin Hakk’ın Zâtından geldiğinin bilinmesi lâzımdır.

-------------------
41.40*************اِنَّ الَّذٖينَ يُلْحِدُونَ فٖى اٰيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَا اَفَمَنْ يُلْقٰى فِى النَّارِ خَيْرٌ اَمْ مَنْ يَاْتٖى اٰمِنًا يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اِعْمَلُوا مَا شِئْتُمْ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ
(41/40) – (İnnellezîne yulhıdûne fî âyâtinâ lâ yahfevne aleynâ, efemen yulkâ fin nâri hayrun em men ye'tî âminen yevmel kıyâmeti, iğmelû mâ şi'tum innehû bimâ tağmelûne basîr.)

(41/40) – “Âyetlerimiz konusunda (yalanlama amacıyla) doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.”