Vemâ-ḣteleftum fîhi min şey-in fehukmuhu ila(A)llâh(i)(c) żâlikumu(A)llâhu rabbî ‘aleyhi tevekkeltu ve-ileyhi unîb(u)
Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.
Hakkında ihtilafa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte benim Rabbim olan Allah budur. Ben yalnız O'na güvendim ve yalnız O'na yöneliyorum.
Bu ayet, ihtilaf durumlarında nihai hükmün Allah'a ait olduğunu vurgulamakta, müminlerin Allah'a güvenmesini ve O'na yönelmesini emretmektedir. Ayet, 'ihtilaf', 'hüküm', 'tevekkül' ve 'inabe' gibi temel kavramlar üzerinden tevhid inancının pratik yansımalarını ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İhtilaf (خلاف), bir şeyin zıddına gitmek, bir konuda farklı yollar tutmak demektir. Bu ayetteki kullanımı, insanlar arasında bir mesele hakkında görüş ayrılığına düşmeyi, farklı fikirlere sahip olmayı ifade eder. (el-Müfredât, s. 297)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İhtilaf (اختلاف), bir konuda birbirine muhalif olmak, farklı düşüncelere sahip olmak anlamındadır. Ayetteki 'ihtilaftum' (اختلفتم) ifadesi, müminlerin kendi aralarında veya diğer insanlarla herhangi bir meselede anlaşmazlığa düşmeleri durumunu anlatır. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 209)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İhtilaf kavramı, Kur'an'da genellikle insanlar arasındaki görüş ayrılıklarını, çatışmaları ve farklılaşmaları ifade eder. Bu ayette, herhangi bir konuda ortaya çıkan anlaşmazlıkların nihai çözüm merciinin Allah olduğunu belirtmek için kullanılmıştır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 202)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hüküm (حكم), bir şeyi engellemek veya bir şeyi sağlamlaştırmak anlamlarına gelir. Şer'i anlamda ise, bir mesele hakkında kesin bir karar vermek, yargıda bulunmaktır. Ayetteki 'fehukmuhu' (فحكمه) ifadesi, ihtilaf edilen konularda nihai kararın ve hükmün Allah'a ait olduğunu vurgular. (el-Müfredât, s. 248)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Hüküm (حكم), bir şeyi diğerinden ayırmak, bir konuda kesin bir sonuca varmak demektir. Allah'ın hükmü, O'nun koyduğu şeriat ve evrensel yasalardır. Bu ayette, insanlar arasında çıkan anlaşmazlıklarda başvurulacak en üst merciin Allah'ın hükmü olduğu belirtilir. (el-Külliyyât, s. 370)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Hüküm kelimesi, Kur'an'da yargı, karar, yasa ve hikmet gibi geniş anlamlarda kullanılır. Bu ayette, ihtilaflı konularda nihai ve bağlayıcı kararın Allah'a ait olduğunu ifade eder. İnsanların kendi aralarında çözemediği meselelerde Allah'ın iradesine teslim olunması gerektiğini gösterir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 187)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tevekkül (توكل), bir işi başkasına havale etmek, ona güvenmek ve ona dayanmak demektir. Allah'a tevekkül etmek, tüm işlerde O'na güvenmek, O'nun kudretine ve hikmetine teslim olmak anlamına gelir. Ayetteki 'aleyhi tevekkeltu' (عليه توكلت) ifadesi, müminin tüm işlerinde Allah'a tam bir güvenle bağlanmasını ifade eder. (el-Müfredât, s. 854)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Tevekkül (توكل), kalbin Allah'a tam bir itimatla bağlanması, işlerin sonucunu O'na bırakmasıdır. Bu ayette, ihtilafların çözümünde Allah'ın hükmüne teslimiyetin bir gereği olarak, müminin Allah'a güvenmesi emredilir. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 5, s. 280)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Tevekkül, Kur'an'da Allah'a tam bir teslimiyet ve güveni ifade eden merkezi bir kavramdır. Mümin, kendi çabasını gösterdikten sonra sonucunu Allah'a bırakır. Bu ayette, ihtilaflı konularda Allah'ın hükmüne razı olmanın ve O'na güvenmenin bir ifadesidir. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 235)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İnabe (إنابة), bir şeye tekrar tekrar dönmek, yönelmek demektir. Allah'a inabe etmek, O'na yönelmek, O'na sığınmak ve O'na tövbe etmek anlamına gelir. Ayetteki 'ileyhi unibu' (إليه أنيب) ifadesi, müminin tüm hallerinde Allah'a yönelmesini, O'na sığınmasını ve O'nun rızasını aramasını ifade eder. (el-Müfredât, s. 799)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İnabe (إنابة), Allah'a dönmek, O'na yönelmek ve O'na itaat etmek demektir. Bu ayette, Allah'a tevekkül etmenin yanı sıra, O'na sürekli yönelme ve O'nun emirlerine uyma gerekliliğini vurgular. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 408)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İnabe (إنابة), kalben ve amelen Allah'a yönelmek, O'nun emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmaktır. Ayetteki kullanımı, müminin Allah'a olan bağlılığını ve O'nun rızasını kazanma arzusunu gösterir. (Umdetü'l-Huffâz, c. 4, s. 256)
Şûrâ Sûresi
Şer-i açıdan ihtilaf edilen fıkhi meselelerin hükmü Allah c.c. ye bırakılır. İrfan ehli arif ise “Hüküm Allah’ın”dır. Sırrı ile varlığı bir görür. Rabb’ül erbab olan Allah esmâsına yönelerek bütün işleririnde Allah c.c. vekil kılar. Ve ihtilafları hakikati ilahiyye denizinin dalgaları bilir. (Murat Derûni)