Vemâ teferrakû illâ min ba'di mâ câehumu-l'ilmu baġyen beynehum(c) velevlâ kelimetun sebekat min rabbike ilâ ecelin musemmen lekudiye beynehum(c) ve-inne-lleżîne ûriśû-lkitâbe min ba'dihim lefî şekkin minhu murîb(in)
Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile ilgili olarak) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra Kitab'a mirasçı kılınanlar da, onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.
Şûrâ Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Ayrılığa düşenler hakikat bilgisine vakıf olanlar değil, nefsaniyet ile amel eden ilim ehli tarafındadır. İlim nefsi terbiye etmeyince kısançlığa dönüşür. İlimleri nakil ehli olduğu ve aktarım olduğu için fırkalara bölündüler. Bu vartadan kurtulanlar ise her bir görüşü birleyen Fırka-i Naciyye olan irfan ehlidir. (Murat Derûni)