Tekâdu-ssemâvâtu yetefattarne min fevkihin(ne)(c) velmelâ-iketu yusebbihûne bihamdi rabbihim ve yestaġfirûne limen fî-l-ard(i)(k) elâ inna(A)llâhe huve-lġafûru-rrahîm(u)
Neredeyse gökler (O'nun azametinden) üstlerinden çatlayacaklar. Melekler ise, Rablerini hamd ile tespih ederler ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. İyi bilin ki Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Nerde ise gökler O'nun azametinden tâ üstlerinden çatlayacak gibi titreşiyorlar. Melekler Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzünde bulunan kimseler için mağfiret diliyorlar. İyi bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Bu ayet, göklerin azametini ve meleklerin sürekli ibadetini tasvir ederken, Allah'ın affediciliğini ve merhametini vurgulamaktadır. Anahtar kavramlar, göklerin çatlaması, meleklerin tesbihi ve istiğfarı ile Allah'ın bağışlayıcılık ve merhamet sıfatları etrafında şekillenmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kâde fiili, bir şeyin vuku bulmaya çok yaklaştığını, ancak henüz gerçekleşmediğini belirtir. Ayetteki 'tekâdü' ifadesi, göklerin şiddet ve azamet karşısında çatlamaya çok yaklaştığını, ancak Allah'ın kudretiyle bunun engellendiğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kâde, bir fiilin gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olduğunu, ancak bir engel veya ilahi bir müdahale ile son anda durdurulduğunu ifade eden bir fiildir. Burada göklerin çatlama potansiyelinin büyüklüğünü vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Fatr kelimesi, bir şeyin yarılması, açılması demektir. 'Yetefattarne' ifadesi, göklerin azamet ve korku karşısında parçalanmaya yüz tuttuğunu, sanki ağırlıklarından veya ilahi heybetten dolayı çatlayacak gibi olduğunu anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Fatr, bir şeyi yarmak, ikiye ayırmak anlamındadır. Ayetteki 'yetefattarne' mecazi bir anlatım olup, göklerin büyüklüğü ve Allah'ın kudreti karşısında adeta çatlayacak gibi olduğunu, bu durumun dehşetini ve azametini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Fatr, bir şeyi ilk defa yarmak, açmak demektir. 'Yetefattarne' ise, göklerin şiddetli bir etki veya ilahi bir tecelli karşısında parçalanmaya, yarılmaya meyilli olduğunu gösterir, bu da onların Allah'ın kudreti karşısındaki acziyetini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Tesbih, Allah'ı her türlü noksanlıktan uzak tutmak, O'nu yüceltmek ve kemal sıfatlarıyla anmaktır. Meleklerin tesbihi, onların sürekli olarak Allah'ın azametini ve kemalini idrak edip O'nu övgüyle anmalarını ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Tesbih kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak aşkınlığını ve yüceliğini ifade etmenin temel yollarından biridir. Meleklerin tesbihi, onların Allah'a olan tam teslimiyetlerini ve O'nun kusursuzluğunu sürekli olarak ilan etmelerini sembolize eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İstiğfar, Allah'tan günahların örtülmesini ve affedilmesini istemektir. Meleklerin yeryüzündekiler için istiğfar etmesi, onların insanlara karşı şefkatini ve Allah'ın rahmetinin genişliğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): İstiğfar, kulun Allah'tan günahlarını bağışlamasını talep etmesidir. Meleklerin istiğfarı, onların Allah katındaki konumlarını kullanarak, yeryüzündeki müminler için af dilemelerini ve bu durumun Allah'ın rahmetinin bir tecellisi olduğunu vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Ğafûr, Allah'ın kullarının günahlarını çokça bağışlayan, örten ve affeden sıfatıdır. Bu isim, Allah'ın rahmetinin ve affediciliğinin genişliğini ifade eder, O'nun kullarına karşı ne kadar merhametli olduğunu gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Ğafûr, mübalağa sigası olup, Allah'ın günahları çokça bağışladığını, kullarının kusurlarını örttüğünü ve onlara azap etmekte acele etmediğini belirtir. Ayetteki kullanımı, meleklerin istiğfarının Allah'ın bu sıfatıyla uyumlu olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rahîm, Allah'ın kullarına karşı çok merhametli olduğunu, onlara dünya ve ahirette sürekli rahmetini ulaştırdığını ifade eden bir sıfattır. Bu isim, Allah'ın affediciliğinin yanı sıra, lütuf ve ihsanının da sürekli olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rahîm, Allah'ın kullarına yönelik aktif ve sürekli merhametini ifade eder. Bu sıfat, Allah'ın sadece affetmekle kalmayıp, aynı zamanda kullarına iyilik ve lütufta bulunma eğilimini de vurgular, bu da meleklerin istiğfarının kabul edilme nedenlerinden biridir.
Şûrâ Sûresi
Âyet rububiyet mertebesi âyetlerindendir.
“Gökler” çoğul ifadesi ile bizim dünyamıza ait bir gök olmadığının ve bizlere benzer insanların göklerininde olduğu göstergesidir. Bunun anlatımı ve olabilirliliği İz-Terzi Baba göyüzü insanları araştırmasında geniş olarak incelenmiş ve anlatılmıştır.
Göğün titreyip çatlayacak gibi olması Cenâb-ı Hakkın kudret tecellisine delalettir.
Gökyüzü çatladığı/ yarıldığı, zaman. (82/1) diye infitar sûresinde bildirilmektedir.
Demek ki onun bir süresi vardır. Yâni gökyüzündeki nizamın da bir süresi vardır. Bu nizamın süresi bittiği zaman gökyüzünde bu hâdiseler oluşacak. Zâhirde böyle olduğu gibi gönlümüzde de bu böyle olacak. Hayâli bir gökyüzü, her birerlerimizin akıl semâsında mevcûttur. Yâni kişi kendini tanımazdan evvel, nasıl ki hayâli bir yaşantı yaşıyorsa, hayâl âleminde yaşıyorsa, buna zâhiren gaflet cenneti, hayatı da denilebilir. Neden? Çünkü namaz kılmaz, oruç tutmaz, işte şuraya gitmez, buraya gitmez. Dini vecibeleri yerine getirmez. Bu nefsinin cennetidir. Kayıtsız yaşamak, beşeri nefsinin cennetidir. T.B.
Bu çatlamadan önce kişinin gönlünde bu titreşimler vuruntular başlamaya başladığı zamanı işaret ediyor. Bu halede “kurbu nevafil” hakiki sünnet yaşantısı Fenâfirresül hali denilmektedir.
“Melekler” kuvvelerin esmâlar “subbuh” ve “kuddüs” esmâlarıdır. Bu esmâlar ile rablerine hamd etmektedirler. Ve bizlerin beden arzında bulunan kimliklerimiz için kuvvelerimiz mağriret talep etmektedirler.
“Hüve” nin hüvesine Gafur ve Rahim olması, Hadi olan kimlikler üzerindi hususi bağışlaması ve rahmetidir. (Murat Derûni)
"Gökler, O'nun celâl tecellîsine dayanamayıp zâhirî varlıklarını yok edecek gibi olurlar" [15]
el-Gafûr:
Günahları örtücü → Fenâ ehlinin kusurlarını silmesi er-Rahîm:
Sürekli merhamet edici → Bekâ ehline daimî lütuf Göklerin titreyişi → Haşyetullah Bağışlanma → Rahmet ümidi[16]