Elleżî ce'ale lekumu-l-arda mehden ve ce'ale lekum fîhâ subulen le'allekum tehtedûn(e)
O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.
Zuhruf Sûresi
Yeryüzü bizlerin oturma alanımız kılınmıştır. Nasıl ki evlerimiz bizim bedenlerimizin oturduğu istirahat ettiği sükün bulduğu yerlerdir. Bizlerin varlığının, hakikatini oturduğu yer bir bakıma kürsüsüde bedenlerimizdir. Mekan içinde bulunan ile kıymet bulur. Görüldüğü gibi terk edilip oturulmayan yerler ise seneler geçtiçe izbe, harebeliklere dönmektedir. Hz. Mevlâna “sen et kemik değil düşünceden ibaretsin” diyerek bizlere bu beden evinde oturan düşüncemiz, tefekkürümüz ile varız demektedir. Düşünce hayali ise oturulan ev hayali ev olur ve perili, üç harfli viraneye döner. Eğer o ev Hakk’ın tefekkürü ile zinetlenirse şık güzel ve içinde yaşam olan bir cennet köşküne döner.
“Şaşımadan yollar kılnması ise” bu yolda hayal ve vehim ile uğraşıp yol kesen hurda-i tariklerin eline düşmeden, düşüldü ise oradan kurtulup, irfan ehli bir Arife ulaşıp elinin tutulması ve sırası ile kendisine Hakikat-ı Muhammediye ulaşması için 12 yolu gösterir. Eğer salik istidatlı ve yolda samimi ise şaşırmadan yoluna devam edder ve Hakk’a ulaşır. Biiznilah…
“Umulur ki hidayete erersiniz”. Sırât-ı mustakim ve sıratûllah yollarından geçerek “hadi” üzere hidayete erersiniz. (Murat Derûni) Sırât-ı Mustakîm fizîkî mânâda doğru hareket ederek hayatı bu sistem içerisinde geçirmektir ve isrâ mertebesidir, Sırâtullah ise mârifetullah bilgileriyle mi’raca çıkmaktır. (T.B)