İçeriğe atla
Zuhruf 11Cüz 25 · Sayfa 490

Zuhruf Sûresi 11. Âyet

الزخرف

Sohbete sor

Velleżî nezzele mine-ssemâ-i mâen bikaderin fe-enşernâ bihi beldeten meytâ(en)(c) keżâlike tuḣracûn(e)

O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.

Zuhruf Sûresi

Âyet-i Kerimede Ahadiyet mertebesi, Uluhiyet mertebesinden haber vermektedir.


“bikader” “bi” ile birliktelik ve “kader” ilmi ilahi programı olan ayan-ı sabitedir. İlmi ilahi programı ile her yağmur tanesi nuzül etmektedir. Yani bu hayat suyu olan ilimin her bir birimi bu program neticesinde ma’nâsı hafifileyerek inmektedir. Ve her bir yağmur tanesi görevli bir melek tarafından yeryüzüne indirilmekte ve görevi bittikten sonra bir daha geri dönmemektedir. Ve üzerinde yaşadığımız yeryüzü bu ölçü ile hayat bulmaktadır.

Yağmur az yağarsa toprak kurur çatlar ve kuraklık olur. Fazla yağarsada sel olur toprağı taşır. Verimini azaltır ya da çamur olur ve bitkileri çürütür. Veya tufana dönüşür ve orada canlı bırakmaz orada bulunan halın kıyameti olur.

İnsanında seması gönül göğüdür. Yeryüzü ise beden arzıdır. Her ne kadar toprak “hikmet” ilmi ledün ile nitelense de bu kesbi bedenin çalışmaları ile oluşan ilimdir. Yağmur hayat sıfâtı ve ilimdir. Ve karşılıksız hakk tarafından ilham ile gönle doğmaktadır. Bunun içinde gönülden gönüle akan kevser ırmağı kaynağı olan irfan ehli Arif ile bu kaynağın, ana kaynağına ulaşmanın yolunu aramak gerekir. Yani hikmet ve ilmi yağmur birleştirilmeliki ölü olan beden arzı canlanabilsin.

Salik yaptığı çalışmalar ve gönlünde oluşan ilahi aşk ile oluşan göz yaşınını gönlünden beden arzına ölçülü bir şeklide hangi derste ise oranın ilminden akıtarak ölü olanbeden arzının canlandırır ve hayali vücut anlayışı, hakkani bir vücut anlayışı idrakine döner.

“İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.” Eğer bu âyeti okuyan yukarıda yazıldığı gibi bir arayış ve anlayış içine girer ve ölmeden önce bu arayış ve anlayış içine girerse nefsin karanlığından bedenin kutrundan ve daha sonrada dünyanın kutrunun (tuhracûn) haricine anlayış olarak çıkar ve idarken dirilir-dirilecektir. (Murat Derûni)


Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

55.33 - Ey cinn-ü insin ma'şeri! Gücünüz yeterse geçin gidin aktarı Arz-u Semadan, geçemezsiniz olmazsa ferman


Ayet-i kerime çok açıktır, bu dünya âlemimizin ötesinde de gidilecek âlemler olduğunu ancak buralara gitmek için “kutrun” çevrenin dışına çıkmak lazım geldiği bilrilmektedir.

Bu kutur’lar-çemberler yakın çevremizi çevreledikleri için, bunların tutsağı olduğumuzdan, bu çemberleri aşıpta diğer âlemlere tefekkür ederek çıkmamız mümkün olmamaktadır.

O kutur-çemberlerin birincisi nefs kutru-çemberidir. İkincisi ön yargı ve alışkanlıklardır. Üçüncüsü nefsi duygulardır. Dördüncüsü beden-kutru’dur. Beşincisi tutsak ilim kutru-çemberidir. Altıncısı zan ve nefsi hayal kutruçemberidir, sayarsak daha da çokları vardır.

İşte kişi evvelâ bu kutur-çemberlerden dışarı çıkması lazımdırki, kendi kutur-çemberini kırsın ve aklen hür olsun, ondan sonra âleme kutrunun daracık içinden değil, kutrununçemberinin maniasız dışından baksın, değer yargılarını yeniden ve gerçek olarak oluştursun, bu bakışla âleme baktığında çok şeyin ne kadar değişik olduğunu hemen farkedecektir.

Ancak kutrun-çemberin dışına çıkalabilinmesi için ayetin ifadesine göre bir sultana, yani yeni bir güce ihtiyaç vardır. Bu güç ise manen gerçek bir tevhid ve irfaniyet eğitimi, madde olarak ise feza gemilerinin teknelojileri ve yakıtlarıdır. Bunlarla kişiler hem kendi tutsak kutur-çemberlerinden hemde dünya madde yerçekimi kutur-çemberinden çıkmış olacaklar ve daha çok feza araştırmaları yapacaklar ve zamanla dünyamıza en yakın insan nesli-sülâlelerinin olduğu yaşadığı gökyüzü yaşam sahalarını tesbit etmiş olacaklardır. T.B. “ İz- -T-B- ” Yağmur hakkında daha önce yazılan şiiri faydalı olur düşüncesi ile buraya alıyoruz.

İlim ile Hayy Olan Ebedi Ölmez Yağmur yağdı Resülullah başını açtı,
Cümle âlemlere güzelliğini saçtı,
Yağmur tanesi ümmete kucak açtı,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Yağmur taneleri mübarek başa kondu,
On sekiz bin âlem gül kokusu doldu,
Nur üstüne nur gönüllerimize doğdu,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Yağmur tanelerinin ahdi yenidir,
Rabbinin vahiylerinin neyidir,
Mübarek Resül Marifet-i Billah'dır,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Resüle nazil olan yağmur melektendir,
Aref-i enbiya yağmur ile davettedir,
Bil ki, nefislerin hayatı ilimdendir,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Cesetlerin hayatı dahi sudandır,
İnsan bu âlemde cesetle ruhtandır,
Zahirle batından bir edilendir,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Yağmur zâhirde su, bâtında hyattır,
Su "Hayy" ismi şerifinin mazharıdır,
Yağmur lisan-ı hal ile davettedir,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Efendimiz sureti yağmur görünür,
Ma’nâdan, ma’nâya geçmeye bürünür,
Anlamayan ehli zahiri görünür,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Kalbi cehille ilim ile sakin oldum,
Cehaletten öldüm, İlimle Hayy oldum,
Kalbi ihya etti, talibi Hakk oldum,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Hz. Ali der; Kalbin hayatı ilimledir,
Kalbin ölümü cehilden kaçınmalıdır,
İlmi ganimet ve kazanç saymalıdır,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Hayatı ebedi, hayatı kalbiyedir,
Mevt-i tefrikadan hayatı cem etmelidir,
O âlemi kudste hayatı ruhaniyedir,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Hayati vücud, o da Hakk ile hayattır,
Abd fenadır, O'nun vücuduyla bakidir,
Ebediyette O'nun hayatıyla Hayydır,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Arif ilimle Hayy olup dirilince,
Hayatı kalbi ve vücudiye gelince,
İlmin nihayetinde hayrete düşünce,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Cehilden ölen hayrete düşmektedir,
Hayret çırpınmak, hareket etmektir,
Nerede hareket varsa, hayat vardır,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

İlimle Hayy olan için sükûn yoktur,
Ne de sükuna sebeb olan mevt vardır,
Onun için Vücud-i Hak'la beka vardır,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.

Ey gönülden yansıyan nurlu Mirat,
Cenab-ı Hakktan ilhamla vardığın sırat,
Ma’nâ-i Rabbani elması kaç karat,
İlim ile Hayy olan ebedi ölmez.[14]