Emi-tteḣaże mimmâ yaḣluku benâtin ve asfâkum bilbenîn(e)
Yoksa, Allah, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de, oğulları size mi seçip ayırdı?
Yoksa O, yarattıklarından kendisine kızlar edindi de erkek çocukları size mi seçti?
Zuhruf Suresi 16. ayet, müşriklerin Allah'a kız çocukları isnat etmesini ve erkek çocuklarını kendilerine layık görmelerini eleştiren bir sorgulama içermektedir. Ayet, 'yaratma', 'kızlar edinme' ve 'oğulları seçme' kavramları üzerinden bu yanlış inancı reddetmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'أخذ' (ahz) kelimesinin bir şeyi elde etmek, sahiplenmek veya kendine nispet etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ittihaz' (edinme) fiili, müşriklerin Allah'a kız çocuklarını isnat etme, yani onları Allah'ın bir parçası veya O'na ait kılma inancını ifade eder. Bu, Allah'ın yaratma ve seçme kudretine karşı bir cüretkarlıktır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ittihaz' fiilinin mecazi olarak bir şeyi kendine mal etmek, benimsemek anlamında kullanıldığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, müşriklerin Allah'a kız çocuklarını 'edinmesi', onların zihinlerindeki yanlış bir tasavvuru, yani Allah'ın da insanlar gibi bir şeye ihtiyaç duyduğu veya bir şeyi kendine ayırdığı düşüncesini yansıtır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ittihaz' gibi fiillerin Kur'an'da genellikle bir şeyi belirli bir statüye yükseltme veya ona belirli bir nitelik atfetme anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, müşriklerin Allah'a kız çocuklarını 'edinmesi', O'na insanî özellikler atfetme ve O'nun yüce zatına yakışmayan bir durumu isnat etme çabası olarak değerlendirilir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'خلق' (halk) kelimesinin aslen bir şeyi ölçü ve takdirle yoktan var etmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yahluku' (yaratır) fiili, Allah'ın her şeyi, kız ve erkek çocukları da dahil olmak üzere, mutlak kudretiyle yarattığını ifade eder. Bu, müşriklerin Allah'a kız çocuklarını isnat etmelerinin, O'nun yaratma fiilini yanlış anlamalarından kaynaklandığını gösterir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'halk' kelimesinin bir şeyi örneksiz ve benzersiz bir şekilde meydana getirme anlamını taşıdığını vurgular. Ayetteki 'yahluku' fiili, Allah'ın yaratmada eşsiz olduğunu ve yarattıklarından bir kısmını kendine ayırmasının veya bir kısmını diğerlerinden üstün tutmasının söz konusu olmadığını belirtir. Bu, müşriklerin Allah'a kız çocuklarını isnat etmelerinin, O'nun yaratma sıfatına aykırı olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'halk' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın mutlak yaratıcılığını ve kudretini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'yahluku' fiili, Allah'ın yarattığı her şeyin O'nun mülkü olduğunu ve O'nun dilediği gibi tasarruf ettiğini, dolayısıyla müşriklerin O'na kız çocuklarını isnat etmelerinin anlamsızlığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'benât' (kızlar) kelimesinin Arapçada kız çocukları için kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin kendileri için erkek çocuklarını tercih ederken, Allah'a kız çocuklarını isnat etmeleri, onların cahiliye zihniyetini ve kız çocuklarına karşı olumsuz tutumlarını ortaya koyar. Bu, Allah'ın yüceliğine yakışmayan bir yakıştırmadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'bint' (kız) kelimesinin 'ibn' (oğul) kelimesinin müennesi olduğunu ve soyu ifade ettiğini belirtir. Ayette 'benât' kelimesinin kullanılması, müşriklerin Allah'a bir soy, bir evlat isnat etme çabasını gösterir ki bu, İslam'ın tevhid inancına tamamen aykırıdır. Onlar, kendileri için istemedikleri şeyi Allah'a layık görmüşlerdir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'bint' ve 'ibn' gibi akrabalık terimlerinin Kur'an'da sadece biyolojik anlamda değil, aynı zamanda bir şeye ait olma, bir şeyden türeme veya bir şeyin niteliğini taşıma anlamında da kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'benât' kelimesi, müşriklerin Allah'a bir tür 'evlat' veya 'ortak' isnat etme çabasını, yani O'nun mutlak birliğini ve eşsizliğini reddetme eğilimini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'safâ' (saflaştırmak, seçmek) fiilinin bir şeyi diğerlerinden ayırıp üstün kılmak, en iyisini seçmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'asfâkum' (size ayırdı) ifadesi, müşriklerin kendi zihinlerinde erkek çocuklarını kız çocuklarından üstün görerek, Allah'ın kendilerine bu 'üstün' olanı tahsis ettiğini iddia etmelerini eleştirir. Bu, onların kendi değer yargılarını Allah'a atfetmeleridir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'isfâ' fiilinin bir şeyi özel kılmak, seçkin hale getirmek anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki 'asfâkum' ifadesi, müşriklerin erkek çocuklarını kendileri için 'seçkin' ve 'tercih edilir' görmelerini, kız çocuklarını ise Allah'a layık görmelerini alaycı bir dille sorgular. Bu, onların çifte standardını ve yanlış değer yargılarını ortaya koyar.
Abu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'safâ' kökünün temizlik, arınmışlık ve seçkinlik anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'asfâkum' ifadesi, müşriklerin erkek çocuklarını 'saf' ve 'üstün' kabul ederek kendilerine ayırmalarını, kız çocuklarını ise 'daha az değerli' görerek Allah'a isnat etmelerini eleştirir. Bu, onların Allah'ın adaletine ve hikmetine karşı bir isyanıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'benîn' (oğullar) kelimesinin Arapçada erkek çocukları için kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, müşriklerin kız çocuklarını Allah'a isnat ederken, erkek çocuklarını kendilerine ayırmaları, onların cahiliye dönemindeki erkek çocuk üstünlüğü anlayışını ve kız çocuklarına karşı olumsuz tutumlarını açıkça gösterir. Bu, onların kendi değer yargılarını Allah'ın iradesine karşı koymalarıdır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'benîn' kelimesinin mecazi olarak bir kişinin gücünü, soyunu ve devamlılığını temsil ettiğini ifade eder. Ayetteki 'bil-benîn' (oğulları size verdi) ifadesi, müşriklerin erkek çocuklarını kendi soylarının devamı ve güçlerinin sembolü olarak görmelerini, dolayısıyla onları kendileri için 'seçkin' kabul etmelerini vurgular. Bu, onların Allah'ın yaratma ve taksimindeki hikmetini anlamadıklarını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ibn' ve 'benîn' gibi terimlerin Kur'an'da sadece biyolojik anlamda değil, aynı zamanda bir topluluğun veya bir kişinin statüsünü ve değerini ifade etmek için de kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'bil-benîn' ifadesi, müşriklerin erkek çocuklarına atfettikleri sosyal ve kültürel değeri, kız çocuklarına atfettikleri değersizlikle karşılaştırarak, onların yanlış değer yargılarını ve Allah'a karşı olan cüretkarlıklarını ortaya koyar.
Zuhruf Sûresi
Kızlar üretkenlik olan Nefsi küll remizleri ve erkek evlat ise aklı küll remzidir. (Murat Derûni)