İçeriğe atla
Zuhruf 23Cüz 25 · Sayfa 491

Zuhruf Sûresi 23. Âyet

الزخرف

Sohbete sor

Ve keżâlike mâ erselnâ min kablike fî karyetin min neżîrin illâ kâle mutrafûhâ innâ vecednâ âbâenâ ‘alâ ummetin ve-innâ ‘alâ âśârihim muktedûn(e)

İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, "Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz" demiş olmasınlar.

Zuhruf Sûresi

Âyet-i kerime zat mertebesi âyetlerindendir. Âyeti kerime yine uluhiyet mertebesinden risalet mertebesine hitab ile devam etmektedir.


Bu âyeti kerimede yine “ersalnâ” ifadesi dikkat çekmektedir. “Biz” zât mertebesi ifadesidir. Zat’ımızdan senden önce gönderdiğimiz “nezir” uyarıcı ifadesinde, senden önce göndermediğimiz “nezir”uyarıcı anlamıda vardır. Peki efendimiz (s.a.v.) hatem’ül enbiya değil midir? Evet zahiri bizim dünya yaşamımızda bu böyledir. Ama risalet mertebesi batında devam etmektedir ve bizlerde farklı âlemlerde olan-olabilecek insanların peygamberleri daha önceki peygamber mertebesinde olabilir.[27] “ İz- -T-B- ” Âyette geçen biz babalarımız yani hayali aklı cüz kaynağımızı biz bu yolda bulduk izlerine uyarız derler.

Kişi bâtınında hayali ve vehimi bir anlayış içinde ise daha önceki İbrahimi-Musevi-İsevi mertebe kaynaklı rahmani bilgilerin uyarması onun için daha henüz gelmemiştir. Çünkü hala hayal cennetinden Hazret-i Âdem hakikatini beden arzına indirememiştir.

İsâ (â.s) ın iseviyet mertebesi elçilerinden Kûr’ân-ı kerimde bahsedilmektedir. Bâtında resülün, resüllüğü kıyâmete kadar sürer. (Murat Derûni)

(36/14) “İz erselnâ ileyhimusneyni fe kezzebûhumâ fe azzeznâ bi sâlisin fe kâlû innâ ileykum murselûn.”

(36/14) “Onlara iki (resûl) göndermiştik. Fakat ikisini de tekzip ettiler (yalanladılar). Bunun üzerine (onları) üçüncü (resûl) ile azîz kıldık (destekledik). O zaman onlar: "Muhakkak ki biz, size gönderilmiş resûlleriz." dediler.”


Misâl olan ve aynı zamanda hakîkatleri bildiren bu Âyetlerin içerisinde bizim almamız gereken neler vardır, bunlara dikkât etmemiz gereklidir. Bu hâdisede de olduğu gibi Kûr’ân-ı Kerîm her ne kadar Îsevîyyet döneminden bahsediyor ise de Kûr’ân-ı Kerîm Muhammediyyet döneminde zuhura geldiği için bize bunları ulaştırılıyor.

“Ey Habîbim ümmetine söyle ki biz onların beden şehirlerine ana hatlarıyla evvelâ iki tane rasûl gönderdik, siz onları yeterli bulmadınız, Biz teyid ile bir tane daha gönderdik.” Beden mülküne gelen üç resûl yâni üç îkaz bir yönü ile Efendimiz (s.a.v) e bildirilen “şâhiden, mübeşşiran, ve nezîran” (48/8) dır.

Şahittir, çünkü Hakîkati Muhammedîyye üzere olan ümmeti Muhammed aslı îtibarıyla müşâhede ehlidir. Bu nedenle bunun yerine getirilmesi için çok çalışmamız gereklidir. “Eşhedü” biz ümmeti Muhammede âit olan bir kelimedir. Bu nedenle Cenâb-ı Hakk (c.c.) bizler için haberciler gönderiyor.

Bu üç elçi diğer bir yön ile hakîkati Mûsevîyye, hakîkati Îsevîyye ve hakîkati Muhammedîyye’dir. Yâni bu mertebelerin hakîkatlerini bize haber veren elçilerdir.

İşte onlar beden mülküne geldiklerinde oradaki esmâi ilâhîyyeye “Biz hakîkatlerinizi size anlatmak için Hakk tarafından gönderilmiş elçileriz” dediler.[28] “ İz- -T-B- ”