İçeriğe atla
Zuhruf 26Cüz 25 · Sayfa 491

Zuhruf Sûresi 26. Âyet

الزخرف

Sohbete sor

Ve-iż kâle ibrâhîmu li-ebîhi ve kavmihi innenî berâun mimmâ ta'budûn(e)

Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım."

Zuhruf Sûresi

Âyet-i kerime risalet mertebesinin ef’al-i infialiyye seslenmesini rahmaniyet mertesi aktarmaktadır.


İbrâhîm (a.s.) “Hanif” din olan Tevhid-i Ef’al mertebesi peygamberidir. Salik kendi varlığında daha önce baba kabul ettiği Aklı cüzünden gelen hayali bilgiler yerine zatsız tevhid olan olan rahmani, aklı bilgileri idrak edip koyduğundan, Alkı cüzü ve varlığında bulunan halkına sizin taptıklarınızdan uzağım diye seslenir.

Peki babasının ve halkının taptıkları neydi? (Murat Derûni)

(21/52) İz kâle liebîhi ve kavmihî mâ hezihîttemâsîlülletî entüm lehe âkifüne)

(21/52) “O vakit ki, babasına ve kavmine dedi ki:

Nedir bu heykeller ki, siz onlara -tapınmaya- devam edip duruyorsunuz?”

(Temâsil) “Temsiller” Putlar. Heykeller. Resim ler. Sûretler. Semboller. Tasvirler.“Nedir bu heykeller” Yâni bunların sizin yanınızda ne kıymeti olabilir? Diye sormaktadır. Aslında İbrâhîm (a.s.) onların ne olduğunu hakikatleri itibari ile biliyordu. Ancak onların anlayış ve yönelmeleri itibari ile babasını ve kavmini onlardan men etmeye çalışıyordu. Gerçekte men edilme onlardan-temsiller’den değil onları, anlayışlarından dolayı men etmekteydi.

Aslında “Tevhîd-i Ef’âl” mertebesi idrakinde bütün varlık zuhurlarının Hakk’ın birer isimlerinin zuhuru olduğu anlayışı itibari ile her zuhurda Hakk’ın gayrı olmadığından, bu yönüyle onlara yönelmek suç unsuru olmaz. Suç unsuru tek ve belli zuhurlara yönelmektir. Ancak onların anlayışı itibari ile hakk’ın zuhuru sadece kendi ürettiklerinde ve gökyüzünde gördükleri bazı yıldazlara Ulûhiyyet ve Rubiyyet isnâd etmeleri ve diğerlerini ayrı görmeleri men edilme sebebi olmuştur. İşte asıl putperestlik budur. Hakk’ın zuhurlarını bir birinden ayırıp onları ayrı ayrı görmek ve kendilerini müstakil varlıklar zannederek (Esmâül Hüsnâ)nın bütünlüğünü bozmak suçun en büyüğüdür. İsmine kesret ve (şirk) denir. En büyük günahtır.

“siz onlara -tapınmaya- devam edip duruyorsu-nuz?” Onlara tapınmakla büyük günah olan (şirk) i işlemeye devam ediyorsunuz. İşte şirk’in hakikati “Tek”i çok ve sevdiğini-yöneldiğini “tek-yegâne” görmektir.[31] “ İz- -T-B- ”