İçeriğe atla
Zuhruf 25Cüz 25 · Sayfa 491

Zuhruf Sûresi 25. Âyet

الزخرف

Sohbete sor

Fentekamnâ minhum(s) fenzur keyfe kâne ‘âkibetu-lmukeżżibîn(e)

Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!

Zuhruf Sûresi

Bu Âyet-i kerimede zât merbesi kaynaklı âyetlerdendir.


Fentekamnâ” “Na” biz yani zâtımız ile kaynaklı bu intikamı aldık. Faaliyet sahasında, ef’ali kuvvetlerimiz ile nefsani benliklerinin vehimi hayali ile rahman-i alı bilgileri yok sayanlardan intikam aldık… Hakkın ef’ali kuvvetleri, sel tufanı, tusunami, deprem, rüzgar v.s dır. Bunu görenler müsebbi olarak doğa olayı demektedir.

Ve devamında “fenzur keyfe” bunun keyfiyeti nasıl gördün mü? Efendimiz (s.a.v.) Uluhiyet mertebesinden risalet mertebesine bu hitap bunu okuyan ümmetinide ilgilendirmektedir. Gördün mü? Diye soru soruduğu zaman, oradaysan ve kör değilsen bu olayın keyfiyeti nedir? Nasıl olmuştur görmüşsündür-görüyorsundur. İşte derler ya her şeyide Allah (c.c.) karıştırmama lazımdır. “Biz” onlardan Kudret sıfâtımız ile onlardan intikam aldık diyor. Doğa olayı falan demiyor. Demek ki zuhur mahalinde ef’ali ilahi ilâyyiye celal esmâlarının zuhurları ile hüküm sürüyor gördün mü? Diyor. Göz var görür. Göz var, yağ tabakası önünü görmez?

Hakikati yalanlayanların esmâları mudill kaynaklı Aziz, Cabbar ve Mütekebbir olduğundan, bu esmâların hakikati onları çevlemiş-çevrelemekte ve celali halleri kendi intikam sebebi olmaktadır. (Murat Derûni) Mesnevi-i şeriften “Taksîmde edebsizlik ettin diye, arslanın kurdu te’dîb etmesi bölümün” iki beyitini faydalı olur düşüncesi ile yolumuza devam edelim.

O ser-firâz, iki reîs ve imtiyâz kalmamak için, kurdun başını kopardı.

“Ser-firâz” “ser" ile “efrâhten” masdarının emr-i hâzırı olan “fırâz” dan mürekkeb olarak vasf-ı terkibidir; başını yukarı kaldırıcı ma’nâsınadır. Rif at-i câh ve izzet ve i’tibâr ve devlet ma’nâlarmdan kinâyedir; ve mütekebbir ma’nâsına da gelir. Burada “âlî-kadr” ma’nâsı münâsibdir. Ya’nî o âlî-kadr olan arslan makâm-ı riyâsette iki vücûd ve imtiyâz ve gayriyyet olmamak için kurdun başını kopardı. Ya’nî mürşid-i kâmil, huzûrunda da’vâ-yı enâniyyette bulunan kimsenin sermâye-i enâniyyetini izâle etti.

Ey koca kurt, mademki emîrin huzurunda ölmüş olmadın; "fe'ntekamnâ minhüm" dür.

Kur’ân-ı Kerîm’de (A’râf, 7/136) ya’nî “Biz onlardan intikam aldık” âyet-i kerîmesi müteaddiddir. Ezcümle sûre-i Zuhruf da (Zuhruf, 43/25) “Biz onlardan intikâm aldık; şimdi bak ki, mükezzib olanların âkıbeti nasıl oldu?” âyet-i kerîmesi vâki’dir. Bu beyt-i şerîfde bu âyetlere işâret buyrulur. Ya’nî halîfe-i Hak huzûrunda ey mütekebbir, kendi enâniyyetini ve tedbîrim terk edip, bir ölmüş gibi olman lâzım idi. İşte ey kurt sîretinde olan mütekebbir, benim sana bu yaptığım cezâ, “fe’ntekamnâ minhüm” âyet-i kerimesinin ma’nâsıdır.[30]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)