Ve ce'alehâ kelimeten bâkiyeten fî ‘akibihi le'allehum yerci'ûn(e)
İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.
İbrahim, bu sözü, ardından gelecek olanlara devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, onlar doğru yola dönsünler.
Zuhruf Suresi 28. ayet, Hz. İbrahim'in tevhid inancını sonraki nesillere aktarmasını ve bu inancın kalıcılığını vurgular. Ayet, 'kelime'nin 'bâkiye' oluşu ve 'akib'e bırakılmasıyla nesiller arası inanç aktarımının önemini dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ceale' fiilinin bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürme, bir şeyi bir şey olarak tayin etme anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette, İbrahim'in tevhid sözünü (kelime) kalıcı bir miras (bâkiye) olarak tayin etmesi, yani onu sonraki nesiller için bir ilke haline getirmesi anlamındadır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ceale'nin bazen 'halk' (yaratma) anlamında, bazen de bir şeyi bir sıfatla niteleme veya bir hüküm verme anlamında kullanıldığını açıklar. Ayetteki kullanımı, İbrahim'in tevhid inancını 'bâkiye' (kalıcı) bir 'kelime' (söz) olarak belirlemesi, yani ona bu niteliği vermesi ve sonraki nesiller için bir yaşam ilkesi kılmasıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kelime'nin Kur'an'da bazen 'söz', bazen 'ayet', bazen de 'din' veya 'şeriat' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'kelime', Hz. İbrahim'in tevhid inancını, yani 'Allah'tan başka ilah yoktur' ilkesini ifade eden temel sözdür.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kelime'nin sadece tek bir lafızdan ibaret olmadığını, bazen bir cümleyi, bazen bir inancı veya bir ilkeyi ifade edebileceğini açıklar. Ayetteki 'kelime', Hz. İbrahim'in nesillerine bıraktığı tevhid inancının özünü, yani Allah'ın birliği ve O'na kulluk ilkesini temsil eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kelime' kavramının Kur'an'da sadece dilsel bir birim olmanın ötesinde, ilahi iradeyi, peygamberlerin mesajını ve temel inanç ilkelerini ifade ettiğini belirtir. Bu ayetteki 'kelime', İbrahim'in tevhid mesajının, yani Allah'ın birliği inancının kalıcı bir ilke olarak sonraki nesillere aktarılmasını ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'bâkiye' kelimesinin 'devam eden, kalıcı olan' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'kelimeten bâkiyeten', İbrahim'in tevhid sözünün, yani Allah'ın birliği inancının, zamanla unutulmayıp sonraki nesillerde de varlığını sürdüreceğini mecazi olarak ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'bâkiye'nin 'beka' kökünden türediğini ve 'devamlılık, kalıcılık' anlamına geldiğini açıklar. Bu ayette, İbrahim'in tevhid inancının, onun soyundan gelenler arasında nesilden nesile aktarılarak varlığını sürdüreceğini ve yok olmayacağını vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'akib' kelimesinin 'bir şeyin arkasından gelen, sonraki nesil, soy' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'akibihî', Hz. İbrahim'in soyundan gelenleri, yani onun çocuklarını ve torunlarını ifade eder ki, bu da tevhid inancının nesiller arası aktarımına işaret eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'akib'in bir şeyin sonu, arkası ve bir kişinin soyundan gelenler için kullanıldığını açıklar. Bu ayette, İbrahim'in 'akib'i, onun soyundan gelen ve tevhid inancını miras alacak olan sonraki nesilleri ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rücû'' fiilinin 'geri dönmek, bir yere veya bir hale tekrar ulaşmak' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yerciûn', İbrahim'in soyundan gelenlerin, tevhid inancından sapmaları durumunda, bu kalıcı 'kelime' sayesinde tekrar doğru yola, yani tevhid inancına dönmelerini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'rücû'' fiilinin Kur'an'da hem fiziksel geri dönüşü hem de manevi olarak bir duruma veya inanca dönüşü ifade ettiğini belirtir. Bu ayette, 'yerciûn' ifadesi, İbrahim'in soyundan gelenlerin, tevhid inancından uzaklaştıklarında bile, bu miras sayesinde tekrar tevhidin özüne dönme potansiyellerini vurgular.
Zuhruf Sûresi
İbrâhîm (a.s), İbrâhimiyet mertebesi bu kelimeyi (Şüphesiz ki O, beni doğru yola iletecektir) kendinden sonra gelen Museviyet, İseviyet ve Muhammediyet mertebelerine gelenler-gelecek olanlar için belki “rablerine” ve “Rabb’ul erbab” olan Allah yoluna dönerler diye kalıcı bir söz yaptı. Onun için kendisi “Ebraham” halkın babası lakabını aldı. (Murat Derûni)