Velibuyûtihim ebvâben ve sururan ‘aleyhâ yetteki-ûn(e)
(34-35) Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten sakınanlarındır.
Zuhruf Sûresi
Onların evlerinin kapılarının gümüş olması Muhyiddin Arabi hazretlerinin işaret ettiği gibi velayet ve ehlullahlık hali Bâtın âlemlerinin kaplamış olmalarıdır. “Ulu’l elbab” kamil akıl sahipleridir. Kamil akıl sahibide bir “rabbi has” hususi bir esmâ-isim sahibidir. Ve bu kapıya gelen gönülleri-gönüllüleri bu kapıdan içeri alır.
Bir saray düşünelim tüm âlemler hakk’ın sarayıdır. Bu sârayın ana kapısıda Allah (c.c.) esmâsıdır. Ve bu kapının sahibi ise Hz. Muhammed (s.a.v.) dir. İşte bu kapıdan geçmeden-geçilmeden içeri girmenin mümünatı yoktur. Yani şerait-ı Muhammediye uymak gerekir. İçerde ise “99” esmâ’ül hüsna ve sonsuz kapılar vardır. Her bir “Arif” irfan ehlinde bir kapısı bulunmaktadır. Ve bu kapıdan salikleri içeri alır. Ve daha sonra kişinin rabbi hası (ismi hası) olan esmânın kapısından onu gönül âlemi cennetine sokar.
Bu gönül kapısı billur ve içindeki yaslandıları koltuklar ise gönüllerinde bulunan zâti bilgilerdir. Bu zâti bilgilere yaslanmaktadırlar. Aklı küll bilgileri ile merdiven yani mirac basamakları olan mertebeleri anlayarak gönül kürsününde bulunan zât metebesine ulaşıp idrak etmişlerdir. (Murat Derûni)