Festeḣaffe kavmehu fe-etâ'ûh(u)(c) innehum kânû kavmen fâsikîn(e)
Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.
Firavun kavmini küçümsedi. Onlar da O'na itaat ettiler. Çünkü onlar fâsık bir kavimdi.
Zuhruf Suresi'nin 54. ayeti, Firavun'un halkını küçümsemesine rağmen onların itaatini ve bu halkın fasık oluşunu dilbilimsel bir derinlikle ele almaktadır. Ayet, 'istihfaf', 'itaat' ve 'fısk' gibi temel kavramlar üzerinden Firavun-halk ilişkisini ve halkın ahlaki durumunu ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'haff' kökünü hafiflik, ağırlığın zıttı olarak açıklar. 'İstihfaf' ise bir şeyi hafif görmek, küçümsemek, önemsememek demektir. Ayetteki bağlamda Firavun'un kendi kavmini akıl ve irade bakımından zayıf, değersiz görmesi ve bu nedenle onları kolayca yönlendirebileceğini düşünmesi anlamında kullanılmıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'istihfaf'ı 'onları aldatarak kendine bağladı' şeklinde yorumlar. Bu, Firavun'un halkının zayıf karakterini ve kolayca manipüle edilebilirliğini vurgular. Ayetteki kullanımı, Firavun'un halkının zayıf iradesini istismar etmesini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'hafiflik' kavramının Kur'an'da bazen değersizlik, önemsizlik ve hatta ahlaki zayıflık anlamlarına gelebileceğini belirtir. Firavun'un halkını 'hafif' görmesi, onların ahlaki ve entelektüel kapasitelerini düşük bulması, dolayısıyla onları kolayca yönlendirebileceği inancını yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kavm' kelimesini 'bir araya gelmiş, birleşmiş insan topluluğu' olarak tanımlar. Ayetteki 'kavmehu' ifadesi, Firavun'un siyasi ve sosyal otoritesi altındaki Mısır halkını, yani onun tebaasını işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kavm'in genellikle erkekler için kullanıldığını, ancak bazen hem erkekleri hem kadınları kapsayan bir topluluk anlamında da gelebileceğini belirtir. Burada Firavun'un hükmettiği, kendisine itaat eden geniş halk kitlesini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'itaat' kelimesini 'boyun eğmek, emre uymak' olarak açıklar. Ayetteki 'fe-etâ'ûhu' ifadesi, Firavun'un halkını küçümsemesine rağmen onların ona karşı gelmeyip, aksine onun otoritesini kabul ettiklerini ve emirlerine riayet ettiklerini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tav'' kökünün 'istekli olmak, gönüllü olmak' anlamından türediğini ve 'itaat'in de bu gönüllülükle bir emre uymak olduğunu belirtir. Ayette, halkın Firavun'un küçümsemesine rağmen ona isteyerek veya zorunlu olarak boyun eğdiğini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'itaat'in Kur'an'da genellikle Allah'a veya peygamberlere karşı kullanıldığında olumlu bir anlam taşıdığını, ancak burada olduğu gibi zalim bir yöneticiye karşı kullanıldığında halkın zafiyetini veya sapkınlığını gösterdiğini vurgular. Halkın Firavun'a itaati, onların ahlaki yozlaşmışlığının bir göstergesi olarak sunulur.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'fısk' kelimesini 'bir şeyden çıkmak' olarak tanımlar ve özellikle 'Allah'ın emrinden çıkmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'fâsikîn' ifadesi, Firavun'un halkının sadece ona itaat etmekle kalmayıp, aynı zamanda Allah'ın belirlediği doğru yoldan sapmış, günahkâr bir topluluk olduğunu vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'fısk'ın 'haddini aşmak, itaatten çıkmak' olduğunu ifade eder. Firavun'un halkının 'fâsikîn' olarak nitelendirilmesi, onların sadece Firavun'a itaat etmekle kalmayıp, aynı zamanda Allah'a karşı gelerek büyük günahlar işlediklerini ve doğru yoldan tamamen ayrıldıklarını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'fısk' kavramının Kur'an'da 'Allah'ın koyduğu sınırları aşmak, itaatsizlik etmek ve doğru yoldan sapmak' anlamında kullanıldığını belirtir. Firavun'un halkının 'fâsikîn' olması, onların sadece siyasi bir itaatsizlik değil, aynı zamanda derin bir ahlaki ve dini yozlaşma içinde olduklarını ifade eder.
Zuhruf Sûresi
Nefsi emmare Fir’avunu kendini ilah etti. Ve bâtında nefsi emmare hayal ve vehim kuvvetlerini üzere hayat süren bir kavimdi. (Murat Derûni)